Haber

Cemiyet, Bayan Yanı ve Rağmen: Kadınların yönettiği üç dergide son durum

Gazeteci olmanın zaten zor olduğu Türkiye’de, bugünkü şartlarda dergi yayımlamaya devam eden kadın gazeteciler hâlâ var. İstanbul’da Bayan Yanı ve Rağmen, Gaziantep’te ise Cemiyet dergisinin ortak özelliği, kadınların ürettiği içeriklerle kadın okur kitlesini hedeflemesi. Cemiyet’ten Didem Gözütok, Bayan Yanı’ndan Ramize Erer ve Rağmen’den Sinem Sal, 2023 sonu itibarıyla Türkiye’de dergiciliğin durumunu Journo’ya anlattı.

Sinem Sal, “Kadınların üretmekle ilgili bir derdi yok zaten. Durdurulmak, baskılanmak, engellenmekle ilgili derdi var. Derdimiz var. Bu derdin üstesinden de yine dayanışmayla geliyoruz” diyor. Karikatürist Ramize Erer, “Çok kırılgan durumdayız. Okur desteği burada çok önemli” ifadesini kullanıyor. Didem Gözütok’a göreyse kadın dayanışmasının yüksek olduğu bir şehirde kadın dergisi çıkarmak nispeten kolay.

ABD’nin kadınlara yönelik en büyük web sitelerinden Jezebel, tüm çalışanlarının işten çıkarılmasıyla bu hafta kapandı. Türkiye’de de işler pek iyi değil. Dijitalleşme, telif hakkı ihlalleri, COVID-19 salgını, döviz krizi, enflasyon, artan kâğıt fiyatları ve dağıtım maliyetleri son yıllarda dergi yayıncılığını hiç olmadığı kadar zorlaştırdı. Gazeteciliğin zaten hiç kolay olmadığı Türkiye’de kadın olarak dergi yayıncılığı yapmak kuşkusuz daha da zor.

Bayan Yanı ve Rağmen İstanbul’da, Cemiyet ise Gaziantep’te yayımlanıyor. Birbirinden farklı konularla ve içeriklerle çıkmalarına rağmen bu üç derginin hepsinin ortak teması kadın. Bugünlerde en büyük ortak dertleri ise artan maliyetler.

Gazeteci Didem Gözütok, Cemiyet’in hikâyesini şu sözlerle anlatıyor:

  • Benim gibi iletişim fakültesi mezunu olan eşimin, 2006 yılında hayata geçirdiği günlük gazete Telgraf ve 2010 yılında yayın hayatına başlattığı Gaziantep’in ilk iş ve ekonomi dergisi BOSS’a ek olarak sosyal yaşam dergisi olan Cemiyet’i bünyemize katmasıyla hâlen devam etmekte olduğum Cemiyet Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği görevime başladım. 10 yıldır tasarımı, içeriği ve tüm konseptiyle Gaziantep cemiyet hayatına hitap eden Cemiyet dergisi Gaziantep’in günden güne yoğunlaşan sosyal yaşamının en renkli anlarını okuyucularına ulaştırmaya devam ediyor. Yayıncılık konusunda uzman ekipler tarafından hazırlanan Cemiyet dergisi; Gaziantep sosyal yaşamının tüm renklerini yansıtacak zengin içeriği ve güçlü hedef kitlesiyle kadın okuyucu segmentinde Gaziantep’in tek yayın organı.
Didem Gözütok

Cemiyet’te Gaziantep’in cemiyet hayatının renkli etkinlikleri, söyleşiler, moda, güzellik, spor, sağlık, turizm gibi konulara verildiğini ekleyen Gözütok, bir kadın gazeteci olarak dergi sektöründe çalışmayı ise şu sözlerle açıklıyor:

  • Kadınlar coğrafya fark etmeksizin tarih boyunca hayatın her alanında erkeklerle kıyaslandı. Bu durum iş hayatında kadının yer almaya başlamasıyla maalesef ayrımcılık boyutuna ulaştı. Bu duruma kendi ülkemiz üzerinden bakacak olursak, Mustafa Kemal Atatürk’ün seçme ve seçilme hakkını, Türk halkını bağımsızlığa kavuşturan savaş yıllarının hemen sonrasında kadınlara pek çok Avrupa ülkesinden önce tanımış olması, günümüz Türkiye’sinde çalışan kadının yerine baktığımızda tezat bir görüntü çiziyor. Bir yanda 1 asır öncesinde yeni kurulmuş bir cumhuriyetin kadınlarına tanıdığı haklar, diğer yanda 2023 yılında çalışma hayatında kadının yaşadığı zorluklar. Kadın gazeteci olarak yaşadığım şehirde bu durumun zorluğunu es geçmek istemiyorum ancak çalıştığım hedef kitlenin kadın ağırlıklı olması bizi daha şanslı yapıyor. Kadın dayanışmasının yüksek olduğu bir şehirde yaşamanın avantajını da ekleyecek olursak son derece şanslı olduğumu söyleyebilirim.

Cemiyet’in sosyal sorumluluk ve farkındalık misyonu

Gaziantep’te farkındalık sahibi insanların ve ailelerin desteklediği çok sayıda sivil toplum örgütünün faaliyetlerini, sosyal sorumluluk gereği derginin sayfalarına taşıdıklarını belirten Gözütok, şöyle devam ediyor:

  • Cemiyet dergisi olarak sayfalarımızı, sosyal sorumluluk bilinciyle ve okuyucularımızda farkındalık yaratma misyonuyla oluşturma gayretinde olduk her zaman. Bu bağlamda küresel bir tehdit olan iklim krizini, geçtiğimiz yıllarda tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de her alanda olumsuz etkileyen pandemi sürecini, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini ve şiddetle mücadeleyi hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’ni ve tabii ki asrın felaketi olarak adlandırılan deprem felâketini alanında uzman, değerli isimlerle her yönüyle ele aldığımız sosyal sorumluluk sayıları hazırladık.
  • Gaziantep çok özel bir kent. Hep söylediğim bir şey var: Gaziantep dinamik ve her daim enerjisi yüksek bir kent. Bu bağlamda Gaziantep’te çalışmak son derece keyifli. Özellikle de bizim gibi her an güncel olması gereken bir iş yapan gazeteciler için daha da keyifli. Yaptığımız işin sorumluluğunun farkında olarak misyonumuzdan ve hitap ettiğimiz hedef kitleden şaşmadan her ay renkli içerikler hazırlamak heyecan verici.

Bayan Yanı’ndan önce Radikal gazetesinde çiziyordu

Karikatürist Ramize Erer, Bayan Yanı dergisinin çizeri. Erer’in bu dergideki hikâyesi şöyle başlıyor:

  • İlk sayımız 2011 yılının mart ayında çıktı. O dönemde Paris’te yaşıyorduk. Şubat ayıydı ve okullar tatildi. Çoluk çocuk kendimizi bir gece trenine atmış Alp dağlarına kış tatiline gidiyorduk. O tren yolculuğunda eşim (Leman dergisinin genel yayın yönetmeni Tuncay Akgün) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yaklaştığını ve o gün bir kadın mizah dergisi çıkartmanın çok anlamlı olacağını söyledi. Benim de kafama yattı. O çocuklarla ilgilenirken ben dağ evine kapandım ve kendimi hummalı bir çalışmanın içinde buldum.
  • Leman dergisinde çalışan diğer kadın çizer arkadaşlarımız da haberi heyecanla karşılamış çalışmaya başlamışlardı. İlk sayımız o 8 Mart’ ta yayımlandı ve okuyucular tarafından sahiplenildi. Ben o sıralar işsizdim, uzun yıllar (13 sene) dönemin etkili gazetesi Radikal’de her gün “Tehlikeli İlişkiler” köşesini ve “Kötü Kız” karakterimi çiziyordum. Bir gün âni bir yönetim değişikliğiyle bütün gazete çalışanları, hepimiz işten atıldık. O zaman üzülsem de şimdi iyi ki öyle olmuş diyorum. Hem Bayan Yanı dergisine ayıracak vaktim oldu, hem de çok sevdiğim resim çalışmalarıma geri döndüm.
Ramize Erer

Erer, mizah dergilerinin gazetelerden farkını ise şöyle anlatıyor:

  • Ben Gırgır dergisine bir lise öğrencisi olarak gittim, yani çok genç ve kırılgandım. Ama biz kızlar çok şanslıydık. Hocamız, döneminin çok ilerisinde düşünebilen Oğuz Aral’dı. Aynı zamanda tanıdığım ilk pozitif ayrımcı. İlk karşılaşmamızda siyah lekeleri tarama ucuyla yaptığımı fark edip kendi fırçasını hediye etmiş, ikinci hafta çalışma odalarını gösterip “Geç, kendine bir yer bul” demişti. Bizim için iş yerinden ziyade bir okuldu orası. Arkadaşlıklarımız da okul arkadaşlığı gibi hafif ve çok eğlenceli. Birtakım erkek hoyratlıklarından da Aral’ın dergideki varlığı korumuştu bizi. Yani mizah dergileri gazetelerden çok farklıydı. Hâlâ çizerken onun verdiği cesaretle korkusuzca çizerim karikatürlerimi. Kapak ve aktüel konular belirlenir, o konuyla ilgili espriler bulunur ve çizilir. Onun dışında herkes özgürdür çalışmalarında.

Dağıtım komisyonlarına yine zam geldi, okur desteği çok önemli

Bugünlerde dergilerin çok kırılgan bir durumda olduğunu ifade eden Erer sözlerini şöyle tamamlıyor:

  • Daha bu hafta dağıtım komisyonlarına %5 zam geldi. Bu çok ciddi bir orandır. Önceden 0.5-1 oranları için pazarlık edilir, duruma göre dağıtım şirketi değiştirilirdi. Şu anda ise dağıtım tekeli var ve tek bir dağıtım şirketine mecburuz. Bu durum Rekabet Yasası açısından bile sorunlu. Bizim bütün ülke çapında yaygın dağıtımımız var. Bunun için ciddi bedeller ödüyoruz. Ancak yine de yoğun bulunamama şikâyetleri alıyoruz. Dağıtım noktaları çok azaldı. Sürekli devalüasyonlar yüzünden ithal kâğıda erişimin ne kadar pahalı olabileceğini tahmin etmek zor değil. Matbaa, baskı maliyetleri de döviz cinsinden belirleniyor. Ekonomik olarak derginin 13 yıldır çıkabilmesi gerçekten mucize ve bizim ciddi fedakârlıklarımızla gerçekleşebiliyor. Bu açıdan çok kırılgan durumdayız. Okur desteği burada çok önemli.

Rağmen her sayısının gelirini bir kadın derneğine bağışlıyor

Sinem Sal ise Rağmen’e başlama öyküsünü şöyle aktarıyor:

  • Ben senelerdir periyodik yayınlara yazıyorum. Aslında bu dergilerdeki kadın yazarların ne kadar az olduğunu gördüğüm zaman bir şeyler yapmak istedim. Kadın yazar ve çizerleri daha görünür kılmak ve sayısının hiç de az olmadığını göstermek, bir arada olmak için yola çıktık. Rağmen bir kitap dizisi. Tematik ve her sayısını bir kadın derneğine bağışlayan bir yayın. Kadınların hayatı ‘rağmen’ kelimesiyle geçiyor. Bu eteğe rağmen bu sokaktan geçebilecek miyim, bu kadar çalışmaya rağmen eşit ücret alabilecek miyim, bu başarıya rağmen bu işe kabul edilecek miyim, hak etmeme rağmen bu hayatı yaşayabilecek miyim? İsmi kuşkusuz ortak bir dertten ve güçten geliyor.
Sinem Sal

Kadınların birkaç iş alanıyla sınırlanmasını eleştiren Sinem Sal sözlerine şöyle devam ediyor:

  • İlk sayının teması ‘İlkler’di ve herkes birbirinden habersiz, “ilk” temasına uyan öyküler yazdı. Bu öykülerin hiçbirinin konusu ve alt konsepti asla birbiriyle çakışmadı. Bir kanıta ihtiyaç yok ama neticede tek bir başlık altında bu kadar farklı öyküyü bir araya getirmek de yine yaratıcılık, üretme becerisiyle açıklanabilir. Kadın çizerler için de aynı şey geçerli. Gerçekten inanılmaz işler yaratan kadınlar birkaç alanla sınırlandırılıyor. Genellikle çocuk kitapları çiziyorlar. İhtiyacımız olan tek şey özgür bir alan. Kadınların üretmekle ilgili bir derdi yok zaten. Durdurulmak, baskılanmak, engellenmekle ilgili derdi var. Derdimiz var. Bu derdin üstesinden de yine dayanışmayla geliyoruz.

“Köklü bir dergicilik geleneği var. Sadece yeniden kendi zamanını bekliyor”

Sal ekibin çalışma şeklini şu sözlerle dile getiriyor:

  • Genellikle kitap dışında da görüşen insanlarız. Temalar bir şekilde ortaya atılıyor ve sonra da birine karar veriyoruz. Sonra ben yazarlara ulaşıyorum. Temaya dair öyküler yazılıyor. Edisyon süreci başladığı anda hangi yazarla hangi çizer uyuşur, kimler yakın sularda diye düşünerek bir eşleştirme yapıyorum ve öyküleri çizerlere gönderiyorum. En sevdiğim an çizerden illüstrasyonun geldiği an. Son derece sürprizli, kolektif ve yaratıcı bir süreç işliyor. Üstelik tüm bu sürecin sonunda bir derneğe bağış yapıyoruz.

Dergiciliğin giderek zorlaştığını ifade eden Sal sözlerini şöyle tamamladı:

  • Mizah dergileri yok oluyor. Bir kültür ve doğal olarak aslında bir sektör yok oluyor. Edebiyat dergileri de ne yazık ki birkaç yıl öncesinde okunduğu kadar okunmuyor. Ama asla karamsar değilim. Böyle dönemler hep oldu. Türkiye’de köklü bir dergicilik geleneği var. Sadece yeniden kendi zamanını bekliyor.

İLGİLİ: KADIN GAZETECİLER

Vasfiye Özkoçak: İlklerin ve ilkelerin gazetecisi

Duygu Asena: ‘Erkek basınımıza’ karşı kadın gazetecilerin öncüsü

Romanlarda kadın gazeteciler: Sektördeki cinsiyetçilik edebiyata yansıyor

Cihat Öztürk

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu, serbest gazeteci. 7 yıl Gaziantep Telgraf gazetesinde çalıştı. T24, Gazete Duvar, Gazeteciler Platformu, 9. Köy, Demokrasi İçin Medya ve Bianet’e haber içerikleri üretti, üretmeye devam ediyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Spor Yazarları Derneği ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği üyesi. En sevdiği yazar Mehmed Uzun.

Journo E-Bülten