Dosya

Vasfiye Özkoçak: İlklerin ve ilkelerin gazetecisi

Vasfiye Özkoçak'ın yapay zekâ yardımıyla büyütüp renklendirdiğimiz bir fotoğrafı. TRT'nin ve haber ajanslarının tarih ve yer bilgisi vermeden yayımladığı bu fotoğraf, Özkoçak'ın Cumhuriyet'te gazetecilik yaptığı dönemde (1952-1960) çekilmiş olmalı.

Vasfiye Özkoçak; Türkiye’de gazetecilik eğitimi alan ilk üç kadından biri, ilk kadın polis adliye muhabiri, ulusal bir gazetede çalışan ilk kadın istihbarat şefi, Cumhuriyet gazetesinin ilk kadın çalışanı, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi’nin ilk kadın başkanı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ilk kadın başkan yardımcısıydı.

Dezenformasyona karşı nitelikli gazeteciliğin de öncülerindendi Vasfiye Özkoçak. “Kars’ta yanardağ patladı” haberi gelince kuşkulanmış, masa başında bu asılsız söylentiyi yaygınlaştırmak yerine uçağa atlayıp o dağa gitmiş ve coğrafya bilgisini de kullanarak kamuoyuna gerçekleri duyurmuştu.  

40 yılı aşan meslek hayatı boyunca erkek egemen düzene ve önyargılara göğüs geren, sadece mesleğiyle “evlenmeyi” tercih eden adliye koridorlarının ‘Vasfiye Abla’sını, aramızdan ayrılışının 9. yıldönümünde, ilklerle dolu yaşam öyküsü, ilkeli duruşu ve başarılarıyla hatırlıyoruz. 

Vasfiye Özkoçak 1923 yılında Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi. Babası Bayburtlu, annesi ise Sivaslı idi. Tokat’ta doğma sebebi, subay babasının o dönemde bu ilde görevli bulunmasıydı.

Kurtuluş Savaşı döneminde Çanakkale’de ikâmet eden Vasfiye Özkoçak ortaokula kadar öğrenimini burada sürdürdü. Çanakkale Anaokulu, Kilitbahir ve Sivas İsmetpaşa İlkokulu ve ortaokulundan mezun oldu. Akabinde babası emekli oldu ve aile İstanbul’a taşındı. Burada başladığı İstanbul İnönü Kız Lisesi’ni 1944 yılında bitirdi.

Vasfiye Özkoçak eğitim hayatına İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Enstitüsü’nde devam etti. 1948 yılında coğrafya bölümünden mezun olan Özkoçak, Milli Eğitim Bakanlığı’na yazdığı bir dilekçede, Türkiye’nin neresinde coğrafya öğretmenliği kadrosu varsa oraya atanmak istedi. Kızlarının bu hareketine ailesi çok şaşırdı. Çünkü o kızın hayali başkaydı. Coğrafya öğretmenliği yapması için ısrar eden ailesinin aksine o, çocukluğundaki gibi olayların peşinde koşmak, gazeteci olmak istiyordu.

Vasfiye Özkoçak‘ın dilekçesine bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yanıt geldi. Coğrafya öğretmenliği için kadrolar doluydu. Bu durum onu çocukluk hayaline yönlendirdi. Coğrafya eğitimi gördüğü yıllarda üniversitede bir gazetecilik bölümü açılması için üzerine çalışmalar başlamış ama sonuçlandırılamamıştı. Üniversiteden yeni mezun olan ve öğretmenliğe atanamayan Özkoçak, sonunda, hayalini kurduğu meslek için yeni açılan Gazetecilik Enstitüsü’nün kurulduğunu öğrenecekti.

Vasfiye Özkoçak, Gazetecilik Enstitüsü’nü birincilikle bitirdi

İstanbul Üniversitesi Senatosu’na 1947 yılında başvuran İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, gazetecilik eğitimi için bir yüksek öğrenim kurumunun gerekliliğini arz etti. Gazeteciler Cemiyeti Kurucu Başkanı Sedat Simavi bu konuyu bir mektupla İstanbul Üniversitesi Rektörü Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’a iletti. Üniversitenin uzun incelemeleri ve çalışmaları sonucunda, 1950 yılında İktisat Fakültesi’nde Gazetecilik Enstitüsü açıldı. İki yıl sürecek olan gazetecilik eğitimi için öğrenci kayıtları başladı.

Babasının da fikrini alarak Gazetecilik Enstitüsü’ne başlayan Vasfiye Özkoçak, burada Burhan Felek ve Ahmet Emin Yalman gibi ünlü yazar ve gazetecilerden ders alma imkânı buldu. 1952 yılında enstitüyü birincilikle bitirdi. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nün ilk mezunlarından biriydi. Özkoçak ile aynı dönemde mezun olan diğer iki kadın öğrenci, gazetecilik mesleğini icra etmedi. Özkoçak’ın anlatımına göre biri avukat oldu, diğeri memleketine döndü.

Türkiye’nin ilk eğitimli kadın muhabiri Cumhuriyet’te işe başladı

Journo, İstanbul’un hiçbir sokak ve caddesinde kadın gazetecilerin isminin yaşatılmadığını belirterek geçen yıl büyükşehire ve ilçe belediyelerine bu durumun düzeltilmesi çağrısında bulunurken Vasfiye Özkoçak‘ı da şöyle anmıştı:

  • [Vasfiye Özkoçak’ın mezun olduğu] Enstitünün bugünkü adı İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. Buraya en yakın cadde olan Bozdoğan Kemeri Caddesi’ne, Vasfiye Özkoçak Caddesi adının verilmesinin öneriyoruz. Bu cadde, aralardaki sokakların isim değişikliğine uğraması yüzünden bugün Bozdoğan Kemeri’nin kendisine oldukça uzak kaldı ve mevcut isim, anlamını yitirdi.

Mezun olduktan sonra Vasfiye Özkoçak ve okul arkadaşlarından Ulvi Okar ile Alaaddin Ersin’e, Cumhuriyet gazetesinden iş teklifi geldi. Davet mektubunu, enstitüdeki hocalarından olan Cevat Fehmi Başkut yazmıştı. Böylece Özkoçak Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerinden biri ve gazetecilik eğitimi alan ilk kadını olarak Cumhuriyet’te işe başladı.

1952 haziranıydı. Vasfiye Özkoçak erkek egemen toplumda ve o dönemde “erkek mesleği” olarak bilinen gazetecilikte ilk ayrımcılığa Cumhuriyet’e gittiği ilk gün uğradı. O günü şu sözlerle anlatıyor:

  • Cumhuriyet gazetesinden davet mektubu geldi. Günlerden cuma idi, ben pazartesi sabahı gittim. Cevat Fehmi Bey de hocamızdı, karşısında beni görünce, “Mektup ne gün eline geçti” dedi. “Cuma” cevabını verince, beni sorguladı. “Cumartesi ve pazar gazete çıkıyor, sen gelmedin, demek ki daha ilk gazetecilik gününde atladın” diye çıkıştı. Çok kötü oldum, başım eğik kaldı. Üzüldüğümü fark etti. “Seni istihbarat şefine götürüp tanıştırayım” dedi. İstihbarat şefi Fuat Duyar, işe başlayacak muhabirin genç bir kız olduğunu fark edince bu pek hoşuna gitmedi. Ama Cevat Fehmi Bey talimatı verdi: “Vasfiye Özkoçak benim talebem, ona defterde işler yaz, öğrensin…”

1952’de gazetelerde “değil hanım muhabir, hademe kadın bile” yok

Vasfiye Özkoçak ilk kadın gazetecilerden biri olarak birçok önyargıyla da mücadele etmek zorunda kaldı. Bunlardan biri, babası İbrahim Özkoçak’ın ona işe başlama sürecinde sarf ettiği bir cümlede gizliydi. Özkoçak bunu 2008 yılında verdiği bir röportajda şöyle ifade ediyor:

  • Babam “Gazetecilik erkek işidir, geç saatlere kadar haber peşinde nasıl koşacaksın” dese de dinlemedim. Böylece hayatımın en güzel, aynı zamanda en yoğun zamanları başlamış oldu.

Gazeteci Şemsi Sılkım’ında deyişiyle 1952 yılında gazetelerde “değil hanım muhabir, hademe kadın bile” bilinmiyordu. 29 yaşında gazeteciliğe başlayan Vasfiye Özkoçak‘ı da Cumhuriyet gazetesinin ilk ve tek kadın çalışanı olarak zorlu bir süreç bekliyordu. Sonradan edindiği bilgiye göre, o işe girdiğinde erkek meslektaşları onun aleyhinde konuşmaya başlamıştı bile:

  • Gazetedeki erkek arkadaşlar önce şaşırdılar. Kendi aralarında, “Genç bir kızın erkeklerin arasında ne işi var, gitsin evinde otursun” diye konuşmuşlar. Kimi “nasılsa birkaç gün sonra dayanamaz kaçar,” kimi “koca bulmaya gelmiş, yakında bulur gider” demişler. Uzun yıllar da böyle düşünmüşler. Onlar öyle düşünseler de ben işimden evlenmeye hiç vakit bulamadım. Yaşamı, gazetecilik olarak kabul etmiştim.

Süleyman Boyoğlu’nun 2008’de yayımlanan “Vasfiye Abla” kitabında Özkoçak bu yüzden “mesleğiyle evli” diye anılıyor.

Gazetecilikte ilk sınavı: Hamallar Kongresi’ni haberleştirmek

Vasfiye Özkoçak meslekte ilk sınavını ‘Hamallar Kongresi’nde verdi. Özkoçak’ın kadın olduğu için bu mesleği yapamayacağını düşünen meslektaşları onu pes ettirmek istiyordu. İlk hamleleri onu bu kongreye göndermek oldu. O günleri Vasfiye Özkoçak’tan dinleyelim:

  • İlk günlerden birinde, “Milli Eğitim’in toplantısı var, sen gideceksin” dediler. Verilen adrese gittim. Hep erkek ve eğitimciye benzer kimse yok! Meğer, Milli Eğitim’in değil, hamalların kongresiymiş. Beni içeri almıyorlar. “Gazeteciyim, Cumhuriyet gazetesinden kongrenizi izlemek için geldim” diyerek kendimi tanıttım. Şaşkın şaşkın bakıp “olmaz öyle şey” dediler. “İşimi yapmam lazım” deyip içeri girdim. Fakat, salonda kavga var! İri yarı adamlar, birbirine girmişler! Arada kaldım. Zorlukla haberi yazdım, resimler çekildi, işim bitti. Gazeteye, işimin bittiğini, geleceğimi söyledim. “Gelme, sonuna kadar kal” dediler. Akşam gazeteye gittiğimde vücudumun tamamı kıpkırmızı kabarmıştı. Ürtiker olmuştum. Sonradan öğrendim ki onlar hamallar kongresinde hep kavga olduğunu biliyorlarmış! Beni bilerek, bir an önce kaçırmak için oraya göndermişler.

Haberleri gazetede yayımlanmadı: “Ne yaptıysak kaçıramadık”

Bazı erkek meslektaşları sonraki günlerde de Vasfiye Özkoçak‘ın işini zorlaştırmak için her şeyi yaptı. Mesela bir defasında “üniversite toplantısı var” denilerek habere gönderilirken toplantının hangi üniversite olduğu bile söylenmemişti. Özkoçak şehirde böyle bir toplantı olmadığını anlayınca mezun olduğu enstitüye gidip profesörlerle görüşmüş ve bir haber yazmıştı. Ancak ona yazdırılan bu haberlerin hiçbiri gazetede yayımlanmıyordu.

Erkek meslektaşları onu gazetecilikten vazgeçirmek için türlü yollar denerken, Vasfiye Özkoçak korktuğu zamanlar olduğunu ama bunu hiç belli etmediğini belirtiyor. Genç kadın, onu yıldırmak isteyen erkeklerin başarılı olmasına izin vermedi. Kendi anlatımına göre Feyyaz Toker gibi erkek meslektaşları, Özkoçak’a yaptıklarını kabul ediyor ama “Ne yaptıysak kaçıramadık” diyorlardı.

Gazetede kadınlar tuvaletinin olmaması çok zorladı

Vasfiye Özköçak Cumhuriyet muhabiri olarak geçirdiği 8 yıl boyunca sadece erkek egemen toplumsal çevrenin değil, yapısal çevrenin de baskısı altındaydı.  O yıllardaki en büyük zorluklardan birini gazete binasında kadınlar tuvaletinin olmaması yüzünden yaşadı. Daha önce kadın çalışan olmadığı için Cumhuriyet’te kadın tuvaleti yoktu. Ya erkeklerle aynı tuvalete gidecek veya başka bir yol bulacaktı. Zeynep Bakır’a verdiği söyleşide Özkoçak bu konuda şunları söylüyor:

  • O tuvaleti kullanmak zorunda olduğumu erkek muhabirler dalga geçerek söylüyordu, ama ben o tuvalete hiçbir zaman girmedim. Masamdan kalkıp tuvalete gideceğimi anladıkları anda onlar benden önce gidip tuvalet kuyruğuna giriyordu. Ben yaklaşınca da “Ben girecektim ama sıramı sana verebilirim” dediklerinde yolumu değiştirerek spor servisine doğru yöneliyordum. Ama tuvalete gidemediğim için zor durumdaydım. Hemen hemen her gün bu durumu yaşadığımdan, yan tarafta Milli Eğitim Müdürlüğü’nün tuvaletine gitmeye karar verdim. Bir gece oradaki bekçiyi atlatacağım derken korkudan yüzüm şişti.
Vasfiye Özköçak

Gazetedeki erkekler onu hep kadınlığıyla vuruyor, bir muhabir olarak değil “hanım kız” diye anıyor, haberciliği başaramayacağını tekrarlayıp duruyorlardı. Bu durum Vasfiye Özkoçak‘ın hiç hoşuna gitmiyordu. Onlara “kadın olduğu için başaramadı” dedirtmemek için daha da çok çalıştı. Hatasını kollayan meslektaşlarına karşı hep tedbirli davrandı. Vatan gazetesine verdiği bir söyleşide şunları söylüyor:

  • Kimseyle tokalaşmazdım. Herkese ismiyle hitap eder, sadece hatırlarını sorardım. Diğer muhabirler her fırsatta dalga geçmek ve beni küçük düşürmek isterdi. Hiçbir fırsatı kaçırmazlardı, ancak amaçlarına ulaşamadılar. Çünkü ben gerçekten yaptığım işi çok seviyordum.

Vasfiye Özkoçak, Hürriyet Eyyuboğlu’nun yüksek lisans tezinde,  sahada bilgi toplarken avantajlı olduğunu ama bunun kişisel özelliklerinden kaynaklanabileceğini düşündüğünü belirterek “Oysa gazetenin içinde hep kendimi çok yalnız ve korumasız hissettim. Kadın olduğum için epey dışlandım, çok mücadele etmem gerekti” diye alıntılanıyor.

1960’da katıldığı Milliyet gazetesindeki müdürü Hasan Pulur ise Vasfiye Özkoçak‘ın kadın olduğu için haber atlatmasını sağlayan nadir durumlardan birine dikkat çekiyor:  “Kadın olduğu için güzellik yarışmasında soyunma odalarına girebilir, en güzel haberleri yapardı. “

İstihbarat şefi oldu, yalan haberi deşifre etti

Gazeteciliğe Cumhuriyet’in istihbarat biriminde muhabir olarak başlayan Vasfiye Özkoçak; üniversite, esnaf, milli eğitim, işçi ve polis adliye muhabirliği yaptı. Erkek meslektaşlarının engellemelerine rağmen kısa bir zamanda elde ettiği başarıyla istihbarat şefliğine terfi etti. Türkiye’deki ulusal gazetelerde çalışan kadın haberciler için bu terfi, bir ilkti.

Vasfiye Özkoçak‘ın muhabirken sergilediği özenli, nitelikli gazetecilik istihbarat şefliği döneminde de sürdü. Örneğin bu dönemde bir yalan haberi deşifre etti. O yalan haberi teyit etmeden yayan erkek gazeteciler zor durumda kaldıkları için Vasfiye Özkoçak‘a ayrıca diş bileyecekti. Zeynep Bakır’a verdiği söyleşide Özkoçak o günleri şöyle anlatıyor:

  • Yıl 1959, Temmuz’un 21’i… Tüm gazeteler Kars Pernavut’ta Sütlübiyan Dağı’nda yanardağ patlaması olduğunu haber verip büyük bir afetten bahsederken, köyün boşaltıldığını, eşkıyaların ayaklandığını anlatıyor. O sırada ben istihbarat şefi olmuşum, masa başında oturuyorum ama hâlimden hiç memnun değilim. Coğrafya mezunu olduğumdan Doğan Nadi gelip “Bu habere sen git, coğrafyacısın, anlarsın” deyince havalara uçtum. Erzurum’a kadar uçakla gittiğimde, haberlerin Kars Pernavut’a hiç gidilmeden yazıldığını fark ettim. Aslında yanardağ patlamamış, köy boşaltılmamıştı. Tüm zorluklara karşın allem ettim, kallem ettim ve Sütlübiyan Dağı’na çıkmayı başardım. Gördüm ki ne köy boşaltılmış ne de lavlar basmış her yanı. Bunun haberini verdiğimde tüm muhabirler benden nefret etmişti.

Bugün milliyet.com.tr kendi muhabirini unuttu, yalan haberi yayıyor

Ne yazık ki bugün bile Milliyet’in haber sitesi, Vasfiye Özkoçak‘ın 64 yıl önce sahada araştırıp Milliyet okurlarına bildirdiği gerçeklerden habersiz bir şekilde, o dönem diğer gazetelere yansıyan asparagası tekrarlıyor:

Yazı işleri müdürü olmamak için Milliyet’e geçti

Vasfiye Özkoçak her zaman muhabir olarak kalmak istedi. Ona istihbarat şefliğinden sonra yazı işleri müdürlüğü teklifi geldi ama Özkoçak bu teklifi reddetti. Çünkü onun gönlü her zaman sahada olmakta, muhabirlik yapmaktaydı.

Abdi İpekçi, 1960 yılında Özkoçak’ı Milliyet gazetesine davet etti. Yıllar sonra verdiği bir söyleşideki anlatımına göre Özkoçak, “baba evinden (Cumhuriyet gazetesi) ana evine (Milliyet gazetesi)” geçmeyi kabul etti. Bunun sebebi ise Cumhuriyet’te kaldığı takdirde onu yazı işleri müdürü yapmalarından endişe duymuş olmasıydı. 

İpekçi bu transferi Milliyet gazetesinde 14 Mart 1960’da yayımlanan köşe yazısında anlatmıştı.  Yazıya göre ABD’de karşılaştığı kadın gazeteciler bir defasında İpekçi’ye Milliyet’te kaç kadının çalıştığını sormuştu. “İki” yanıtını veren İpekçi, bu sayının Özkoçak ile üçe çıktığını, bunun sayısal olarak büyük bir gelişim olmasa da “Babıâli’nin en iyi muhabirlerinden birini” alan gazetesinin bu sayede güçlendiğini vurgulamıştı. 

Gazeteciler Sendikası’nın gezisinde Fransız gazetecileri hayran bıraktı

Abdi İpekçi, kadınların sosyal ve mesleki hayatta büyük rol oynadığı Fransa’da bile o gün için hiçbir gazetenin istihbarat şefinin kadın olmadığını vurguluyor, Cumhuriyet’te yıllarca bu görevi yürüten Özkoçak’ın yönettiği bu birimin haberlerini övüyordu. Vasfiye Özkoçak‘ın İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın Fransa’ya düzenlediği bir araştırma gezisine de katıldığını ve burada Fransız meslektaşlarının hayret ve takdirlerini topladığını ekliyordu İpekçi.

“Bazı erkek muhabirlerin takibinden çekineceği işleri üzerine almakta beis (sakınca) görmemiştir” diyen İpekçi, Özkoçak’ın başarısının; çalışkanlığı, ciddiyeti, cesareti ve işten kaçmayışından geldiğini açıklıyordu. Milliyet yayın yönetmeninin bu niteliklere örnek gösterdiği olay ise o “yanardağ” haberiydi:

  • Kars’ın Pervanut ilçesinde faaliyete geçtiği söylenen bir yanardağ hadisesinin tahkiki (bir şeyin gerçekliğini ve doğruluğunu araştırmak) vazifesi ona verilmişti. Genç bir kız için Anadolu’da askeri bir cip içinde yalnız başına seyahat olağan iş değildi. Fakat Vasfiye, Erzurum’dan bir cipe binip Pervanut’a yollandı. Yollandı ama gece yarısı araba çamura saplandı. Hava müthiş soğuktu. O yollarda eşkıyalar olduğu söyleniyordu ve Vasfiye yalnız başına idi. Geceyi bu vaziyette geçirmek zorunda kalmasına rağmen korkusunu yendi ve vazifesini başardı. 
Gazeteci Vasfiye Özkoçak, dönemin en önemli siyasetçilerinden Bülent Ecevit’in de katıldığı bir etkinlikte

Vasfiye Özkoçak, Milliyet’te Türkiye’nin ilk kadın polis adliye muhabiri oldu. Bu görevi, 1960’lardaki Yassıada duruşmalarıyla başladı. Milliyet’teki müdürü Hasan Pulur, Özkoçak’ın her sabah Dolmabahçe’den vapura binip haber takibi için Yassıada’ya gittiğini söylüyordu. Ona göre ülkenin en çok satan gazetelerinden birinde çıkan bu haberlerle Özkoçak adını geniş kitlelere duyurdu. 

Sonraki yıllarda adliyelerde meslektaşlarına haber atlatmayı sürdüren Vasfiye Özkoçak, 33 yıl boyunca görev yaptığı Milliyet’te bir tarihe tanıklık etti. 6 -7 Eylül olaylarını, 27 Mayıs darbesini ve 1977 yılının 1 Mayıs’ını haberleştirdi. 

41 yıl muhabirlik yapan Vasfiye Özkoçak 1993 yılında Milliyet gazetesinden emekliye ayrıldı. Gazetecilik hakkındaki sözlerin en anlamlılardan biri ona aittir:

  • Muhabir alt, yazar üst seviyede görülüyor. Oysa gazeteyi ayakta tutan muhabirdir. Dünyaya bin kere gelsem, bin kere bu mesleği seçerim. Gazetecilik halkın huzuru, memleketin huzuru demektir.

Haber tutkusu, etik ilkelere bağlılığı, titizliği, merakı ve yeteneğiyle Vasfiye Özkoçak, Türkiye’de gazeteciliğin çehresine değiştiren bir isimdi. Öyle ki Cevat Fehmi Başkut, “Sen adliye muhabiri olduktan sonra artık hikâye yazılmıyor, haber yazılıyor” diye anmıştı onu.

Özkoçak’ın söyleşilerinden vurguladığı konulardan biri de buydu: Küçükken olayları abartmayı sevdiğini, ama meslek hayatı boyunca sadece olayı ve olguları aktardığını belirtirken bir çocukluk anısını şöyle anlatmıştı:

  • Babam askerdi. Oturduğumuz semtte “Yüzbaşı İbrahim’in kızı” olduğumu herkes bilirdi. Babam evde anneme, arka sokakta yaşanan bir karı koca kavgasından bahsediyordu. Adam karısının elini kesmiş, o yüzden ambulans gelmiş. Ben bu haberi duyar duymaz olay yerine giderek kadınla konuşmaya başladım. “Elinizi kim kesti” diye sorduğumda, sedyede yatan kadın jandarmanın tutukladığı kocasını göstererek “‘Beni hep dövüyor” dedi. Adamın yanına koşarak “Karınızın elini neden kestiniz, ayıp değil mi” diye bağırmıştım. Sonra arkadaşlarıma gidip adamın karısının kolunu tamamen kestiğini, kanların oluk oluk kanalizasyon deliğinden aşağıya aktığını ve kan kaybından ölmek üzere olduğunu, adamın da ömür boyu hapsi boyladığını anlatmıştım. Küçükken olayları abartmayı çok severdim. Ama meslek hayatım boyunca var olan habere bir fazla ekleyerek aktarmadım.

 

Vasfiye Özkoçak kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen gazetecilik meslek örgütlerinde görev aldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) İstanbul Şubesi’nin ilk kadın başkanı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) ilk kadın başkan yardımcısı ve Gazeteciler Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın ilk kadın başkanı oldu.

TGC’den 1979 yılında ikincilik, 1983 yılında ise haber dalında birincilik ödülünü alan ve 2003’te Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri’nden birine layık görülen Vasfiye Özkoçak, 13 Mart 2014’de İstanbul’da hayata gözlerini yumduğunda 91 yaşındaydı.

“Bu mesleği ibadet eder gibi yapıyorum”

Vasfiye Özkoçak, ölümünden yaklaşık bir ay sonra TGC’nin 10’uncusunu düzenlediği “Meslekte İz Bırakanlar” toplantısında meslektaşlarınca anıldı. Polis adliye muhabirliği yapmış olan TGC Başkanı Turgay Olcayto, beraber haber yaptığı Vasfiye Özkoçak‘ın gençlerin de önüne açan bir gazeteci olduğunu belirterek şunları söyledi:

  • Vasfiye çok iyi bir dosttu, titiz bir haberciydi, yanlış yapmamak için kılı kırk yarardı. Bunun dışında erkek egemen bir toplumda, güzel bir kadın olarak ayakta kalması, direnmesi, kendisini kabul ettirmesi çok önemliydi.

TGC’nin önceki başkanlarından ve Cumhuriyet Gazetesi Vakfı’nın eski imtiyaz sahiplerinden Orhan Erinç ise Vasfiye Abla‘yı şöyle andı:

  • Vasfiye Abla’nın “ablalığı” sadece kıdeminden ya da kendisine duyulan saygının ötesinde bir ablalıktı. Çünkü her meslektaşının derdiyle ilgilenir, onu çözümlemek için çaba harcar, hatta o dönemde gazeteler [ayrı ayrı kişilerin sahipliğinde] olduğu için transfer konusunda da çabalar harcardı. Böyle bir çabayı da benim için harcadığı için kendisine şükran duymuştum.

Açış konuşmalarının ardından söz alan meslektaşı Ayşe Okşan Atasoy da Vasfiye Özkoçak‘ı anlattı:

  • Vasfiye Abla benim idolümdü. Hep onu takip ettim. Sonra can dostum oldu. Bir sözü var: “Hayatım boyunca hiçbir zaman yalan haber yazmadım. Bu mesleği ibadet eder gibi yapıyorum” derdi. Bugün bunu söyleyebilen gazeteci sayısının çok olduğunu düşünmüyorum.
Bu haberin başındaki fotoğrafın özgün hâli
Kaynakça
  1. http://www.istanbulkadinmuzesi.org/vasfiye-ozkocak
  2. https://www.tgc.org.tr/etkinlikler/meslekte-iz-birakanlar/468-vasfiye-ozkocak-meslekte-iz-birakti.html
  3. http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/Vasfiye%20%C3%96zko%C3%A7ak/
  4. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turk-basini-vasfiye-ablasini-kaybetti-50209
  5. https://www.istanbul.edu.tr/tr/haber/istanbul-universitesi-gazetecilik-enstitusu-ilk-mezunlarindan-ilk-kadin-muhabiri-6A00390059004E006B0056007100790063007A0045003100
  6. https://m.sabah.com.tr/aktuel/2014/03/13/turk-basininin-aci-kaybi
  7. https://m.sabah.com.tr/yasam/cumhuriyetin-altin-kadinlari-4053774
  8. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/vasfiye-ozkocak-yasamini-yitirdi-25998624
  9. https://www.trthaber.com/haber/medya/vasfiye-ozkocak-hayatini-kaybetti-120954.html
  10. https://www.dr.com.tr/Kitap/Vasfiye-Abla/Edebiyat/Turk-Gunluk-Ani/urunno=0000000277674
  11. https://www.sozcu.com.tr/2014/gunun-icinden/turk-basinin-aci-kaybi-2-469994/
  12. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yasar-kemali-anan-iki-sergi-evinize-geliyor-1740627
  13. https://www.google.com/amp/s/www.milliyet.com.tr/amp/pazar/babiali-nin-cinari-981920
  14. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/yazi-arsivi-366124h.htm
  15. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-365630h.htm
  16. http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46694.pdf
  17. https://www.tgc.org.tr/images/FaaliyetRaporu.pdf
  18. http://www.kameraarkasi.org/festivaller/tgc_basariodulleri.html
  19. https://www.gazetevatan.com/arsiv/bana-muhabir-degil-hanim-kiz-diyorlardi-728120
  20. https://www.milliyet.com.tr/pazar/babiali-nin-cinari-981920
  21. http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/42056.pdf
  22. http://dspace.sozlutarih.org.tr/handle/20.500.11834/3807 
  23. https://books.google.com.tr/books?id=q3SjDwAAQBAJ&pg=PA42&dq=%22vasfiye+%C3%B6zko%C3%A7ak%22&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwiz0OK0_dL6AhX3SPEDHXxBDM4Q6AF6BAgEEAI#v=onepage&q=%22vasfiye%20%C3%B6zko%C3%A7ak%22&f=false
  24. https://www.milliyet.com.tr/gundem/vasfiye-abla-yi-kaybettik-1851330
  25. https://iletisim.istanbul.edu.tr/tr/content/fakultemiz/tarihce#title15006502932251
  26. https://www.sonhaber.com.tr/makale/ilk-kadin-adliye-muhabiri-vasfiye-ozkocak/
  27. https://www.tgc.org.tr/oduller/burhan-felek-odulleri.html#%C3%B6d%C3%BCl-kazananlar

İLGİLİ: KADIN GAZETECİLER

Sabiha Sertel: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk profesyonel kadın gazetecisi

Semiha Es: Dünyada savaş foto muhabirliği yapan ilk kadın

Suat Derviş: Kadınların yıldızları gönüllerince seyretme haklarını savunan gazeteci

İBB’ye çağrımız: İstanbul sokaklarında, kadın gazetecinin adı olsun

İrem Gül

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Radyo ve Televizyon Teknolojisi Bölümü mezunu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nde okuyor. Beyoğlu Belediyesi İstihdam Merkezi’nde, İstanbul Üniversitesi Radyosu’nda ve Journo'da staj yaptı.

Journo E-Bülten