Hallerimiz

Şapka işareti kaldırıldı mı?

Fransızca’da “accent circonflexe” (aksan sirkonfleks) denen “şapka” işaretinin Türkçe’de kaldırılıp kaldırılmadığı konusundaki kafa karışıklığı devam ediyor. İlk olarak, Yunanca kökenli sözcüklerin doğru seslendirilmesi amacıyla Fransızca’da 16. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlayan şapka, Türk Dil Devrimi’nin ardından, özellikle 1940’lardan itibaren Arapça/Farsça kökenli sözcüklerle ilgili benzer bir hassasiyet üzerine Türkçe yazıma girmişti. Peki bugün Türkçe yazarken şapka kullanmak gerekiyor mu? Mevcut kafa karışıklığının nedenini anlamak için konuyu biraz irdeleyelim…

‘Şapka hiçbir zaman kalkmadı’

Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sinan Kaçalin 29 Nisan 2016’da Anadolu Ajansı’na şunları söylemişti:

“Şapka işareti hiçbir zaman kalkmadı. Kalkabilir, Türkiye’de harfler kalktı. Şapka da kalkar ama bence kalkması doğru değil. Anlama problemi doğar.”

Ajans metninde hiçbir sözcükte şapka işareti kullanılmamasının yarattığı tezatı yazının sonuna bırakalım.

Kaçalin’in bu açıklamasından sadece iki ay önce Fransız Edebiyat Akademisi’nin okul kitaplarından şapkayı kaldırdığı basına yansıdığını, hatta bu yüzden Fransa’da sosyal medya kullanıcıları #Jesuiscirconflexe (ben şapka işaretiyim) başlıklı bir protesto kampanyası düzenlendiğini ise şimdilik unutalım.

TDK Başkanı’nın bu ifadesindeki asıl önemli yanlış, “Şapka işareti hiçbir zaman kalkmadı” cümlesinde… Arşivlere baktığımızda tartışmanın yeni olmadığını, TDK’nın bu konudaki kararını en az iki kez değiştirdiğini görüyoruz.

50 yıllık mesele

Gazeteci yazar Murat Bardakçı 2016’da yayımlanan bir yazısında sorunu 50 yıl öncesine dayandırıyordu:

“[TDK’nın] şimdiki başkanı olan muhterem profesör geçen gün her ne kadar ‘Şapka işaretleri hiçbir zaman kaldırılmamıştır’ buyurdu ise de kaldırılmıştır! Türk Dil Kurumu’nun yayınladığı, senelerce ‘İmlâ Kılavuzu’ olan ismi 60’ların sonunda yahut 70’lerin başında ‘Yazım Kılavuzu’ yapılan ve dilde terör estirmekten başka bir işe yaramayan kitaplara bakarsanız, imlânın ve telâffuzun canına nasıl okunduğunun bol bol örneğine rastlarsınız…”

Gazete arşivlerine baktığımızda da konunun on yıllardır tartışıldığını, birçok insanın bu konuda TDK’nın bir dönem yaptığı değişikliği hatırladığını teyit edebiliyoruz. Bu konuda bir Mandela Etkisi söz konusu değil.

Mesela 1982 yılının mart ayında darbe sonrası anayasa taslağı meclis komisyonunda görüşülürken, “ayni” sözcüğündeki “i” harfinin üzerinde şapka olup olmayacağı tartışılmış, uzadıkça uzayan mesele 20’ye yakın meclis tutanağı sayfasını doldurmuştu.

Anayasa Komisyonu bile tartıştı

Hayri Birler 29 Mart 1982’de Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan “İ’nin üzerinde şapka olmalı mı?” başlıklı köşesinde bu tartışmayı aktarmıştı.

Yazıya göre Danışma Meclisi üyesi Akif Erginay “TDK’nın bu noktalama işaretini dilimizden çıkardığını” söylemiş, Hamza Eroğlu ise kendi hazırladığı bir kitapta bu işareti kullandığını ve bunun “Talim Terbiye Riyaseti” tarafından onaylandığını belirtmişti.

Sonuçta meclis komisyonunda bir oylama yapılmış ve yazıya göre “şapkalılar” kazanmıştı. O yıl referandumla kabul edilen ve bugün hâlâ yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın ilgili maddesi böylece şapkalı yazıldı.

Ve TDK’nın “Yazım Kılavuzu” 1985 baskısından itibaren “İmlâ Kılavuzu” oldu.

TDK’nın 1985’teki geri adımı

Prof. Dr. Hasan Eren tarafından hazırlanan yeni kılavuzun isminden de anlaşıldığı gibi, TDK artık Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerde “a” ve “i” harflerinin üzerinde ‘inceltme işareti’ kullanılması gerektiğini salık veriyordu.

Tartışma 1990’larda da sürdü.

Şiar Yalçın 9 Eylül 1994’te Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan köşe yazısında, “…şimdilerde okullarda ve gramer kitaplarında galiba ‘düzeltme imi’ diye öğretilen ^ işareti yüzünden güzel dilimize büyük darbeler indirilmiş, yeni kuşaklar uzun ve kısa ünlüleri, kalın ve ince ‘k’ ve ‘l’leri ayırt edemez olmuşlardır” diyordu.

Bu işaretin bazı ünlüleri uzun okutmak, bazılarını ise inceltmek için kullanılmasını eleştiren Yalçın, yetkililerin “bu şapkaları bir giydirip bir çıkarmasının hem çocukların hem büyüklerin aklını karıştırdığını” savunuyordu.

‘Arabacının karı da dahil’

Toplumun ciddi bir kesmindeki kafa karışıklığı 2000’lerde de giderilemedi. Şapka yüzünden mahkemelik olanlar bile çıktı.

Hürriyet yazarı Şükrü Kızılot, Çanakkale’de konferans verirken bir yerel gazetecinin “Sayın hocam, ‘a’nın üzerindeki şapka kalktı mı, duruyor mu?” diye sorduğunu yazmıştı 2008 yılındaki bir yazısında.

“Bulunmaz fırsat!.. Kömürün tonu 200 YTL. Buna arabacının karı da dahil…” diyen bir ilân yayımlanınca, “kâr” sözcüğünün bu cümlede şapkasız yazılmasının yaratabileceği yanlış anlama nedeniyle ilân veren kişi ve eşi bu yerel gazeteye dava açmıştı.

Gerçi, aynı yazıda da belirtildiği gibi, nüfus kâğıtlarındaki yazım konusunda gelen sorular üzerine İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşâvirliği, “İsimlerde inceltme iminin (^) kaldırılmasının söz konusu olmadığını” 2008’de medya yoluyla halka duyurmuştu ama TDK’nın kendi kaynakları arasındaki çelişkiler kafa karışıklığının bugüne dek sürmesine neden oldu.

Örneğin kısa süre öncesine kadar “yadigâr” sözcüğü, Güncel Türkçe Sözlük’te bu imlâyla yazılırken, Büyük Türkçe Sözlük’te ise “yâdigâr” diye kayıtlıydı. Neyse ki bugün her ikisinde de “yadigâr” yazıyor.

TDK açısından en azından son birkaç yıldır şapka konusundaki duruş büyük ölçüde netleşti ama hâlâ bazı çelişkiler var: Örneğin a harfini uzun okuduğumuz bazı sözcüklerde şapka kullanılırken, bazılarında kullanılmıyor. “İşaret” sözcüğüne baktığımızda, Türkiye Türkçesi Ağızları sözlüğü “işâret” yazımını kullanırken, TDK’nın diğer sözlüklerinde “işaret” yazılıyor.”

TDK’nın son kararı

Bugün kurumun “Düzeltme işareti” başlıklı sayfasında ise bu konuda şu yönerge yer alıyor:

  1. Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine ko­nur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hal (sebze, meyve vb. satılan yer), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); rahim (esirgeme), rahîm (koruyan, acıyan); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu) vb. UYARI: Katil (<katl = öldürme) ve kadir (<kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı ol­duğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konma­dan yazılması yaygınlaşmıştır.
  2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelimelerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur: dergâh, gâvur, karargâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım; gülgûn, merzengûş; mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût vb. Kişi ve yer adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki, Selânik vb.
  3. Nispet ekinin, belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır: (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk’ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) vb. Nispet eki alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır:millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik vb.

Gazeteciler nasıl yazmalı?

Özetle, Türkçede ilkesel olarak şapka işaretini yeri geldiğinde kullanmak gerektiğini, belirli bir sözcüğün yazımında tereddüt oluştuğunda TDK’nın mevcut yönergelerini ve güncel sözlüğünü referans alabileceğimizi söyleyebiliriz.

Gazetecilerin, Windows yüklü bir bilgisayarda haber yazarken klavyede fazladan bir tuşa basmaya veya mobil cihazlarda harfin üzerinde bir saniye daha durmaya üşenmemesi, dilin doğru kullanımı yolunda bir ihtiyacı gideren şapkanın ‘bekâsı’ için önemli.


* İpucu: Apple kullanıcıları klavyelerindeki a, i ve u tuşlarına uzun basarak şapkalı harfleri kullanabilir.

Journo

Journo

Yeni nesil gazetecilik sitesi