Hallerimiz

Yurt dışında gazetecilik: Avantajları ve dezavantajları

Türkiye, haber gündemi söz konusu olduğunda “normal bir ülke” değil. Bizim gazeteciler, ABD ve Avrupa’daki meslektaşlarına kıyasla çok daha yoğun ve yüksek gerilimli bir günlük iş akışının yanı sıra, siyasetten topluma ciddi risklerle karşı karşıya. Peki, ülkenin gündemini yurt dışından takip eden Türkiye kökenli gazeteciler dışarıdan baktıklarında neler düşünüyorlar? Yurt dışında gazetecilik yapmanın avantajları ve dezavantajları neler? Mesleklerini yurt dışında sürdüren iki gazeteciye bu soruları sorduk.

Türkiye gündemi vs. Norveç gündemi… Vatandaşı olmasan eğlenceli ülke… O esnada İsviçre parlamentosu: Tartışılacak gündem olmadığı için açılmadı…

Bu cümleler sosyal medya kullanıcıları tarafından Türkiye’nin yoğun ya da ilginç gündemini ifade etmek için yapılan esprilerden bazıları. Kendisine özgü haber gündemiyle Türkiye, coğrafi sınırlarının dışında olan yurttaşlarını da epey etkiliyor. Yurt dışında yaşayan pek çok vatandaş, bulunduğu ülkenin yanı sıra Türkiye gündemini takip etmek için hatırı sayılır bir vakit harcıyor. Yurt dışında yaşayan gazeteciler de bu durumdan azade değil.

Uluslararası yayın kuruluşu Euronews’in Türkçe servisinde çalışan Kamuran Samar, dış haberlere duyduğu ilgiden dolayı lisans eğitiminden sonra Londra’ya gitmiş. “Kendimi yurt dışı muhabiri olarak hayal ederdim, bu hayali kovalamayı tercih ettim” diyen Samar, Türkiye’ye geçtiği haberlerle gazetecilik mesleğine İngiltere’de başlamış.

‘Türkiye gündeminden kopmak neredeyse imkânsız’

Türkiye gündeminin çalışma rutininde belirleyici olduğunu söyleyen Samar, “12 dilde yayın yapan Euronews’te 12 farklı milletten gazeteciyle çalışıyoruz. Onlardan daha yoğun olduğumuzu görüyoruz. Bu durum Türkiye’nin hareketli bir bölgede yer alması ve sıcak bir gündeme sahip olmasından kaynaklanıyor” diyor.

Samar, Türkiye gündemine dâhil olmuş pek çok gazeteci gibi gündemden kopmanın imkânsız olduğu düşünüyor ve şöyle devam ediyor: “İşte ya da iş dışında sürekli Türkiye’yi takip ediyorum. Hem olan bitene karşı duyduğum merak, hem de mesleki olarak ilgi alanım içinde olması nedeniyle bunu yapıyorum.”

‘Hayat burada daha sakin akıyor’

Sekiz yıldır Fransa’nın Lyon kentinde yaşayan Samar, mesaiyi bitirip gündelik hayata geçtiğinde stresten uzak kalmanın rahatlatıcı bir etkisi olduğunu belirtiyor. Fransa’nın gündelik hayatında siyasetin bir stres oluşturmadığını aktaran Samar, “Ekonomi de gündemi meşgul eden bir konu olmadığı için hayat daha sakin akıyor. Siz de bu akıntıya ister istemez dâhil oluyorsunuz” diyor.

Türkiyeli bir gazeteci olarak Avrupa’dan bakınca, Türkiye’nin çok sığ bir gündemle meşgul olduğunu ifade eden Samar; eğitim, kalkınma ve inovasyona yeterince odaklanmadığımızı düşünüyor: “Türkiye’nin kendi enerjisini ucuz polemiklerle harcadığını görüyorum. Çok önemli genç nüfus avantajı var. Ancak bu avantajını üretime dönüştürmekte yetersiz kalıyor.”

‘Benim için bir tercih değil zorunluluk’

Haberi hazırlamak üzere yurt dışında yaşayan meslektaşlarımla iletişime geçtikten kısa bir süre sonra Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” isimli raporu yayımladı. Geniş kesimler tarafından tepkiyle karşılanan bu metin “medya andıcı” ve “fişleme belgesi” olarak değerlendirildi.

SETA eleştirileri reddetse de, rapor yabancı yayınlarda çalışan birçok Türk gazetecide tedirginlik yarattı. Sputnik Türkiye üç ünlü gazetecinin işine son verdi. Yurt dışında yaşayan Türkiye kökenli gazetecilerden birine ulaştığımızda, gerçek isminin yayımlanmaması kaydıyla görüşlerini aktardı.

Avrupa merkezli bir uluslararası yayın kuruluşunda muhabir olarak çalışan “Sibel,” yaklaşık beş yıldır yurt dışında yaşıyor. Yurt dışında gazetecilik yapmasının bir tercih olmadığını belirten Sibel, farklı bir kariyer planı için eğitimler almış ve projelerde çalışmış. Ancak kalıcı bir iş ve düzenli maaşı bir basın kuruluşunda bulunca kendi deyimiyle “kürkçü dükkanına” dönmüş.

‘Ecevit el salladı, piyasalar yükseldi diye haberler yapardık’

“Tercih edebilsem, yurt dışına gittikten sonra yapmaya devam edeceğim iş gazetecilik olmazdı. Zaten Türkiye’den ayrılırken de yalnızca ülkeyi değil, mesleği de bırakma niyetindeydim” diyor Sibel… Türkiye gündeminin yıllardır yoğun ve yorucu olduğunu anlattıktan sonra, gazeteciliğe başladığı 2000 yılındaki siyasi krizleri, IMF paketlerini ve 17 Ağustos 1999 depreminin etkilerini anımsayarak şu örneği veriyor:

“Tam ekonomik krizin en cafcaflı dönemlerinde rahmetli Bülent Ecevit çok hastaydı. O dönem çalıştığım kurum günlerce Ecevit’in kaldığı hastanenin önünde muhabir tutmuştu. ‘Ecevit bugün camdan görünmedi’, ‘Ecevit el salladı, piyasalar yükseldi’ diye haberler yapardık. Hangi normal ülkede olur ki bu?”

‘Sabah 5’te gözaltına alınmayacağımı biliyorum’

Sibel, iş dışındaki vaktinde Türkiye gündeminden uzak kalmayı tercih ediyor. Yaşadığı ülkenin popüler kültürü, tarihi ve sosyal yapısıyla ilgili eksiklerini tamamlamak niyetinde. “Her gün gazete okuyorum, televizyon izliyorum, buraya yönelik sosyal medya hesaplarını takip ediyorum. Türkiye beni çok yordu, özellikle de son 10 yıllık dönemde. Bundan dolayı siyaseti ve gündemiyle ilişkimi profesyonel düzeye indirdim” diyor.

Yurt dışında gazetecilik yapmanın avantaj ve dezavantajlarını sıralayan Sibel “Türkiye dışında gazetecilik yapıyor olmak, belli bir güvence veriyor. Misal, sabahın 5’inde gözaltına alınmayacağımı biliyorum. Ama bu, elbette ki radarda olmadığımız anlamına gelmiyor. Yine de Türkiye’deki meslektaşlarımızın aksine siyasi baskıdan uzak işimizi yapıyor olmak bugün için büyük şans ve lüks” ifadelerini kullanıyor.

‘Bu haber kimin gündemi?’

Uzakta olmanın “net ve soğukkanlı” olmasını sağladığını söyleyen Sibel’e göre, Türkiye’de herkes aynı şeyi konuşunca ve belli bir kitlenin içinde kalınca, yaşananlar olduğundan daha iyi ya da daha kötü algılanabiliyor.

Türkiye’den uzaktan olup Türkçe haber yapmanın en büyük dezavantajı ise ülkeler arasındaki gündem farklılığını yakalamakta bazen zorlanmak. Sibel, yaşadığı ülkede günlerce konuşulan skandalların, Türkçe sitede en az okunan haberler olduğunu belirtiyor.

Tersinden bakıldığında da sorun var: Türkiye’de WhatsApp gruplarında veya sosyal medyada herkesin konuştuğu bir konuda gelişme olduğunda yurt dışındaki Türk gazeteciler bunun önemini hemen kavrayamayabiliyor. Sibel sözlerini şu soruyla tamamlıyor:

“Bunun çözümü önce gündemlerin farklı olduğunun ayırdına varmak. Bir haberi yapmadan ya da ‘son dakika’ diye vermeden önce şunu sormak gerekiyor: Bu benim gündemim mi, okurumun gündemi mi?”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – ANTALYALI RUSLARA GÖRE TÜRKİYE MEDYASI

Seda Karatabanoğlu

Seda Karatabanoğlu

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezunu. Gazeteciliğe Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı, ardından çeşitli internet sitelerinde editörlük yaptı. Serbest gazeteci olarak çalışmakta.