Haber Müzik Sanat

Dijital çağda dengbêjlik: Bellek kendini cihazlara teslim etti, divanlar artık çevrim içi

"Dengbêjlerin Piri” olarak bilinen Şakiro (Şakir Deniz), 1936'da Ağrı'da doğmuş, 1996'da İzmir'de hayata gözlerini yummuştu. Yaşadığı döneme kıyasla bugün dijital kanallardan çok daha büyük kitlelere ulaşan Şakiro'nun fotoğraflarını saat ve yastık gibi çeşitli ürünlere basıp satan internet siteleri var.

Kürt sözlü edebiyatının önemli bir parçası olan dengbêjler, köyden köye dolaşarak söyledikleri “kilam” denilen şiirleri ve “stran” adı verilen ağıt şarkılarıyla toplumsal belleğin taşıyıcılığını yapıyorlar.

Haber Hafızası” dizimizin üçüncü bölümünde Şenol Balı, teknolojik dönüşümden ve COVID-19 salgınından etkilenen dengbêjliğin nasıl dijitalleştiğini, bu yüzlerce yıllık geleneğin temsilcileriyle görüşerek araştırdı.

Kürtçe’de “deng” ses, “bêj” ise söylemek anlamına geliyor. Dengbêjlik, özellikle doğu ve güneydoğuda yaşayan Kürtler’in kültürel kodlarını barındıran, anlam dünyasını belirleyen ve kolektif belleğini kuran bir gelenek. Bu geleneğin, tarihte Kürtler’in sosyal medyası, basını, dili, kulağı ve sözlü kültürü olduğunu söyleyebiliriz. Tarihsel olarak varlığını güçlü bir şekilde devam ettiren dengbêjlik geleneği, 20. yüzyılın son çeyreğinde bir dönüşüm sürecine girdi. Klasik işlevi değişti. Son yıllarda bambaşka bir yöne evrildi.

Toplumsal belleğin korunmasında, haberlerin ve hikâyelerin topluluklar arasında aktarılmasında yüzlerce yıl boyunca tüm yük dengbêjlerin omzundaydı. 20. yüzyılda kasetlerle ve bant kayıtlarıyla kısmen daha çok yayılan bu gelenek, artık büyük ölçüde dijitalleşti. Bir zamanlar elektriksiz evlerde gaz lambası ışığında anlatılan dengbêj hikâyeleri, artık dijital dünyanın ‘story’leriyle rekabet ediyor. COVID-19 salgınıyla fiziksel iletişimin çevrim içi ortamlara aktarılması da dengbêjliği etkiledi. Dengbêj divanları artık sosyal medyada ve YouTube gibi platformlarda…

Dengbêjlik tekniğinde değişimlere neden olan bu durum, bir yandan bu geleneğin yayılmasında ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli avantajlar sağlıyor. Dengbêj kilamları daha geniş kitlelere kolayca ulaşarak evrenselleşiyor. Dengbêjler daha çok tanınıyor.

Ama bir yandan da dijitalleşme, dengbêjliği, popüler kültürün hızlı tüketim tehlikesiyle yüz yüze bırakıyor. Onu “şeyleştirme” riskine doğru sürüklüyor.

Yeni kuşak dengbêjler, Instagram için ezgileri kısaltıyor

Geçmişte dengbêj olan insanlar; bir bölgedeki olayları ve haberleri farklı bölgelere, farklı yerlere taşıma rolünü üstlenmişlerdi.  Bu sayede dengbêj kültürü, aynı zamanda bir dili korudu, Kürtler’in kolektif hafızasını oluşturdu ve toplumsal belleğe ait ne varsa sonraki kuşaklara aktardı. Bu yönüyle dengbêjlik, bir iletişim biçimi. Bölgeden bölgeye farklılık gösterecek şekilde insanların tahayyülünü, anlamlandırma süreçlerini ve duygularını, bu iletişim etkiledi.

Dijitalleşme, dengbêjliğin tekniğini dönüştürürken, işte bu geleneksel iletişim sürecini de başkalaştırıyor. Bir yandan da bu gelenek, kendisini değiştiren dijital değişimin kültürel altyapısını da yer yer belirliyor. Örneğin tarih boyunca dengbêjler, dakikalar boyunca süren uzun ezgiler söylerlerdi. Yeni kuşaj dengbêjler ise Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformlarına uydurmak için bu ezgileri kısaltıyor.

Doğal olarak bu süreç tüketiciler için de yeni bir kültür oluşturdu. Tüm verileri hızlı bir şekilde alımlayan tüketiciler, kısaltılmayacak eserler üzerinde kafa yormaktan epey uzaklaşmış görünüyor. Dinlediği bir esere yüzeysel yaklaşmaya başlayan tüketici; kilamın ezgi dışındaki içeriklerini bilmeye gerek duymayarak sadece müziğe odaklanmaya ve eser karşısında daha pasif bir konum almaya başlıyor. Anlatılan hikâye, bahsi geçen yer vb. unsurlar artık göz ardı ediliyor.

Sosyal medyada bir dengbêj canlı yayınında gelen anlık kullanıcı tepkileri

Dengbêjliğin topluma haber verme misyonu var

Dijital çağa ayak uydurmaya çalışan farklı bir dengbêjlik anlayışını reddeden ya da yeni medyaya pek dâhil olmayan dengbêjler de var elbette. Ama yeni iletişim kanallarını kullananların, bu geleneğin dönüşümünde daha büyük etki sahibi olduklarına kuşku yok. Dijital dönüşüme ayak uydurmaya çalışan dengbêjler, örneğin artık sayfalarca süren kilamların tamamını ezberleme gereği de duymuyor. Ne de olsa bellek artık büyük oranda elektronik cihazlara teslim edilmiş durumda.

Bir anlamı da “sese biçim veren” olan dengbêj, aynı zamanda haber verme misyonunu da üstlenmişti. Bugün artık ezberlenmeyen, sosyal platformlar için kısaltılarak söylenen kilamlarda dile getirilen neredeyse her şey, yaşanmış olgulara ve olaylara dayanıyordu. İçinden çıktıları toplumun dününü ve bugünü, bireysel vaka ve olgulara dayanarak anlatıyorlardı. Yazıyla geç tanışan Kürt toplumu için bu sözlü iletişim geleneği, bir kültürün toplumsal belleğini oluşturmakla kalmıyor, vatandaşların haber alma hakkını gerçekleştiriyordu. Aksi hâlde, herhangi bir tarih kurumunun veya enstitünün olmadığı, araştırma ve hafıza merkezlerinin oluşmadığı bir bölgede bunca sözlü gelenek kendisini canlı tutabilir miydi?

Dengbêjliği dönüştüren bir başka kayda değer etkiyi, dünyada ve Türkiye’de bir yılı aşkın süredir devam eden COVID-19 salgını yaptı. Fiziksel etkinliklerin mecburen dijital ortamlara kayması, yüz yüze iletişimin zorlaşması dengbêjliği de etkiledi. Gerek kurumların düzenlediği dengbêjlik konuları organizasyonlar, gerekse köy ve kasabalarda geleneksel olarak düzenlenen dengbêj divanları yerini sosyal medyadaki canlı yayın dinletilerine, YouTube üzerinden yayımlanan kayıtlara ve çevrim içi toplantılara bıraktı.

Dengbêjliğin erişimi arttı, ama içeriği ve estetiği zarar da görüyor

Bu sürecin kuşkusuz olumlu etkileri de oldu. Dengbêjler artık çok daha fazla insana ulaşabiliyor. Coğrafi sınırların bir anlamı yok. Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya ağlardaki dengbêj yayınlarını dünyanın her yerinden izleyenler, dinleyenler var. Kilamlar daha hızlı yayılabiliyor. Dijital ortamlarda kurulan gruplarda, bu geleneğe dair faydalı tartışmalar yapılıyor. Örneğin aynı kilamların kişiden kişiye ve bölgeden bölgeye değişen formları irdeleniyor. Tamamen dengbêjlik üzerine yayın yapan web TV’ler bile kurulmuş durumda.

Bir yandan da değişimle gelen dezavantajlar var. Dijital platformların öngördüğü sürelere bağlı olarak dengbêj ezgilerinin kısaltılmasının yanı sıra, kilamların içeriğinin ve estetiğinin değiştirilmesi, bazen bozulması bu olumsuz değişimler arasında.  Örneğin geleneksel olarak enstrüman kullanılmayan, dengbêj doğal olarak tamamen kendi sesiyle yarattığı kilamların çoğuna, YouTube’daki yeni kayıtlarda müzik eklenmiş durumda.

Dengbêjlik eğitimi de çevrim içi ortama taşındı

Koronovirüs salgınının bir başka etkisi, dengbêjliğin nesilden nesile aktarım sürecinde yaşandı. Tarih boyunca bu gelenek, doğal bir ardıllanma yöntemiyle bir sonraki kuşağa aktarılmıştı. Salgın nedeniyle artık dengbêjlik üzerine çevrim içi eğitimler tercih ediliyor. Van’da “Dengbêj Evi” açan İsmail Seyranoğlu, bu yönteme geçen eğitimcilerden biri. Halkın daha önce gelip misafir olarak dengbêjliği öğrenebildiği bu ev, salgın önlemlerine uyum sağlamış. Kursa gelemeyen öğrenciler için uzaktan eğitim internetten sürüyor. Bazen bir dağın başında koyun otlatan bir öğrenci uzaktan kursa bağlanıyor. Bazen de gençler yaptıkları iş ortamında kısa mola ile eğitimlere dâhil oluyor. Seyranoğlu, eğitimlerin yanı sıra müzik dinletilerini de dijital ortama taşıdı. Farklı konukların ağırlandığı canlı yayın programları düzenleyen Seyranoğlu, genç dengbêjleri dinleyicilerle buluşturuyor.

İsmail Seyranoğlu, Dengbêj Evi’nde bir çevrim içi ders sırasında

Sosyal medyanın dengbêjliğin geleceğe aktarılması için yeterli olmadığını belirten Emrullah Denizman ise şöyle diyor: “Bir süredir sosyal medyada dengbêjlik üzerine tartışmalar yapıyoruz ve dengbêjliği aktarmaya çalışıyoruz. Bu ne kadar verimli olur? Sosyal medya, yaşatmak için yetersiz kalıyor. Çünkü bu kültür, çok büyük bir kültürdür. Dengbêjlik bir halkın kültürüdür. Bir halkın kültürünü yok etmek, inkâr etmek kimsenin başarabileceği bir şey değildir. Bu kültür 5.000 yıl öncesinde yaşanmış bir kültürdür.”

Nitelikli kilamlar kitlelere ulaşıyor ama asılsız bilgi riski de var

Dengbêjliğin geleceği için önemli bir faaliyet alanı, arşiv ve katalog çalışmaları… Ardından bu koleksiyonların herkes için erişilebilir kılınması. Ercişli dengbêj Memedê Paniyê’nin oğlu olan dengbêj Hikmet Keleş bu iş için ilginç bir yönteme başvurmuş. Bölgede meşhur olan dengbêj babasına ait ne kadar kayıt varsa toplamış, hatta bunun için kampanyalar düzenlemiş. Şimdi bu kayıtları, babası adına açtığı YouTube kanalından yayımlıyor.

Dengbêj Hikmet bu süreci şöyle anlatıyor:

  • Eskiden dengbêjler köy köy, kasaba kasaba gezip kilamlarını halka ulaştırmaya çalışıyorladı. Düğünlere, divanlara katılıyorlardı. Şimdi böyle değil. Teknoloji büyük fırsatlar yarattı. Dengbêjlerin kilamları çok büyük kitlelere ve daha hızlı ulaşabiliyor. Bir bakıma Kürtler’in dışına da taşınmış. Babam adına açtığım ve eserlerini yayımladığım YouTube kanalımda da istatistiklere baktığımda dinleyicilerin farklı dillerde yorumlar yaptığını, dünyanın her tarafından giriş yaptığını görebiliyorum. Bu, dengbêjliğin evrenselleşmesi demek aynı zamanda.
  • Babamın sesinin izini arıyorum hâlâ. Kilamların telifini de aldım vârisi olarak. Dijital kayıtları şu an düzenlemeye çalışıyorum. Bu durum babamın bilinmesine daha fazla katkı yaptı. Gerçekten bu yönüyle şimdiki dengbêjler çok avantajlılar. Yeter ki nitelikli olsunlar, sosyal medyada çok çabuk tanınabilirler. Eskiden öyle değildi. Bir dengbêj 60-70 yıl kilam söyler, sonra bilinir, kabul görürdü.
  • Tabii bu durumun yarattığı olumsuzluklar da var. Sosyal medyada kilamlar üzerinden asılsız bilgiler de hızla yayılabiliyor veya geleneksel yönü olan kilamlar farklı formatlara mecbur bırakılıyor.
Dengbêj Hikmet Keleş (solda)

Şakiro’dan Erivan Radyosu’na, dengbêjliğin hafızası yaşatılıyor

Dengbêjlik geleneğinin yaşatılması için bireysel girişimlerin yanı sıra birçok kurumsal proje de gerçekleştirildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürlüğü, geçmişte dengbêj antolojisi oluşturup bastırmış, bu ildeki dengbêjlerin eserlerini derleyen bir albüm hazırlamış, divanlar düzenlemişti. Proje, belediyeye atanan kayyum ile beraber resmen askıya alınmıştı. Divan çalışması dengbêjlerin kendi imkânlarıyla bir süre daha devam etti, ama salgınla birlikte ona da ara verildi.

Kürt Alman Kültür Enstitüsü (Deutsch-Kurdisches Kulturinstitut), “Dengbêjlerin Piri” olarak bilinen Şakiro’nun bütün eserlerinin ilk kez toplu bir hâlde yayımlanmasına geçtiğimiz günlerde karar verdi. Enstitü bu amaçla sanatçının tek resmi mirasçısı olan oğlu Ümit Deniz ile bir anlaşma imzaladı. Enstitü’nün Direktörü Hakan Akay, Şakiro’nun bütün şarkılarının yayın hakkının bu kuruma geçtiğini söyledi. Enstitü’nün verdiği bilgiye göre Şakiro’nun bilinen 200’ü aşkın eserinin yanı sıra, şimdiye kadar yayımlanmamış şarkıları, günümüz teknolojisi ile restore edilerek yayımlanacak. Enstitüsü ayrıca Şakiro’nun bütün fotoğraf ve video arşivini de yayımlamaya hazırlanıyor.

Ermenistan’da bulunan Erivan Radyosu’nun yayınları, özellikle Türkiye’de Kürtçe konuşmanın dahi yasaklı olduğu yıllarda birkaç kuşağı derinden etkilemiştir. Erivan Radyosu’nda çalışanan Kürtçe eserlerin oluşturduğu yarım asırlık külliyatı da, dört yıllık bir çalışmanın ardından Kürt-Alman Kültür Enstitüsü geçen yıl yayımlamıştı. 900 eserden oluşan bu külliyat, artık YouTube kanalı başta olmak üzere tüm dijital platformlarda dinlenebiliyor.

Toplumsal belleğin uzman aktarıcıları olan dengbêjler, tarihsel olarak kültürü ve ritüelleri iletme konusunda sorumluluklarını yüzlerce yıl boyunca yerine getirdi. Son dönemde dijitalleşmenin ve salgının etkisi altında kalan dengbêjlik, baskılar ve fırsatlar karşısında neye dönüşecek? Toplumun kolektif ürünü olarak kendisini “şeyleştirmekten” kurtarabilecek mi? Sosyal medyanın hızlı tüketim kültürüne karşı kendini koruyabilecek mi? Modern haberleşme platformları bu geleneğin aktarılmasında yeni ve yeterli bir alan olacak mı? Tüm bunları zaman gösterecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – “HABER HAFIZASI” DİZİSİNDE ÖNCEKİ BÖLÜMLER

Şenol Balı

Şenol Balı

1988 yılında Van'da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. Birçok dergi ve gazeteye köşe yazıları yazdı, uzun yıllar tiyatro ve sinema oyunculuğu yaptı. 2016 yılında Van Erciş Belediyesi'ne atanan kayyum tarafından Belediye Basın Birimi'ndeki işinden atıldı. Şimdi Van'da serbest gazetecilik yapıyor.

E-Posta Aboneliği