Yorum

Sosyal medya için 150 yıllık bir filozof tavsiyesi: Bu kafayla kimseyi ikna edemezsiniz

Asılsız iddialar ve saçma sapan argümanlar sosyal medyanın kaçınılmaz bir özelliği. Muhatabınızın tezleri ne kadar yanlış ve sizin karşı argümanınız ne kadar güçlü olursa olsun, internette bir tartışmaya girişmek nadiren birilerinin fikrinin değişmesiyle sonuçlanıyor.

İngiliz filozof John Stuart Mill bu tür tartışmaların neden hiçbir yere varamayacağını yaklaşık bir buçuk asır önce birkaç cümleyle açıklamıştı. Tarihçi Robert Sanders’ın dediği gibi, Mill’in analizi, hararetli ama nafile internet tartışmaları için de geçerli.

“Bir kanaat duyguların içine ne denli güçlü kök salmışsa, karşısındaki bir argüman onu istikrarlasızlaştırmaz; tam aksine bu argüman kendi ağırlığı ölçüsünde o kanaate istikrar kazandırır. Bir tartışmanın sonucu olarak kabul edildiğinde, bu argümanın reddedilmesi, inancı sarsabilir. Fakat bu inanç tamamen duygular üzerinde yükselmişse, argümantasyon yarışmasında ne kadar kötü bir derece yaparsa, ona inananlar duygularının bu argümanın erişemediği daha derin bir temele sahip olduğuna daha da ikna olurlar. Duygu yerli yerinde kalırken, taze argüman tahkimatlarını her daim çevresine saçarak eski yapıda oluşan çatlakları da onarır.” — John Stuart Mill, 1869

Bu sözüyle Mill, sık sık gözden kaçırdığımız bir gerçeğe dikkat çekmişti: Birçok kanaat olgulara değil, duygulara dayanır. Bu yüzden bilgiyi temel alan karşıt tezler, kökleri duygularda olan argümanları değiştiremez. Tam tersine bunlar, insanların duygularına iyice gömülüp bu görüşlere daha da sıkı sarılmalarına neden olur.

Çoğu insan kanaatleri duyguların güdülediğini içgüdüsel olarak anlar ve buna göre davranır. Süslü sözlerimiz ve kendinden emin tavırlarımız gibi söylemsel teknikleri, diğer insanları kendi görüşlerimiz konusunda ikna etmekte kullanırız. Örneğin eşcinsel ebeveynlerin yetiştirdiği çocukların da heteroseksüel ebeveynlerin yetiştirdiği yaşıtları kadar başarılı olduğunu gösteren kanıtlar sunulduğunda bazı insanların verdiği öfkeli tepkilerin, olgulara yönelik derin bir arzudan çok, duygusal bir önyargıdan kaynaklandığını sezeriz.

Seçimlerimizi mantıktan çok, duygular etkiler

Araştırmalar duyguların önemine dair bu içgüdüleri güçlendirir. Örneğin beyinlerinin duyguları işleyen bölgesi zarar görmüş hastaların, karar almakta da zorlandığının gösterilmesi, iki seçenek arasında seçim yaparken duyguların oynadığı önemli role işaret eder. “How To Stand Out” (Kazanan Siz Olun) kitabının yazarı olan psikolog Rob Yeung, insanları ikna etmekte mantıktan çok duyguların etkili olduğunu vurgularken, onların kararlarını güdülerken metaforları kullanmanın önemini gösteren araştırmalara referans verir.

Başkalarının yüzlerini göremediğimiz, ruh hâllerini bilmediğimiz internet ortamında bu duygusal içgüdülerin izini kaybetmek kolay. İnsanların duygularını anlamak ve onlara saygı göstermek yerine, karşıt görüşler seslendirenleri birtakım “olgular” ile onları bombardımana tutarız. Ancak periyodik tablo gibi son derece katı görünen bir dizi bilgi bile aslında öznel bir bakış açısında temellenmiştir. “Sosyal inşacılık” diye anılan geniş kapsamlı felsefi kuram, olguların her zaman toplumsal olarak yapılandırılan değerlerin bir yansıması olduğunu savunur. Tek bir bilgi noktasını yorumlamanın genelde birçok farklı yolu vardır. Birçok insan her konuda haklı olduğunu düşünmekten hoşlansa da, aslında herkesin tek bir doğru kanaat üstünde birleştiği meselelerin sayısı şaşırtıcı ölçüde azdır.

Belki de internette insanları ikna edip fikirlerini değiştirmek için pek umut yok. Ancak Saunders’ın dediği gibi, Mill başka bir yaklaşıma işaret ediyor. Birilerini ikna etmeye çalışmak yerine, kendi fikirlerimizi değiştirmeye açık olabilir ve sıkı sıkıya bağlandığımız bakış açımıza zıt bilgileri arayabiliriz. O zaman, bize katılmayanlardan bazılarının aslında olguları iyice kavradığını fark edebiliriz. Küçük bir ihtimal de olsa belki haksız olan bizizdir.

* Bu yazının ilk olarak Quartz’da geçen ay yayımlanan İngilizce özgün metni şu bağlantıda okunabilir.

Olivia Goldhill

Olivia Goldhill