Dosya

Fotoğraf gazeteciliği bitiyor mu, evriliyor mu?

Medyanın dijitalleşmesi süreciyle birlikte fotoğraf gazeteciliği de dönüşüyor. Türkiye'nin önde gelen foto muhabirleri, mesleğin bitmediği, hatta yeni şartlara uyum sağlayanların değerinin daha da arttığı görüşünde.

Gelişen iletişim teknolojilerinin medya alanında kullanılmasıyla ortaya çıkan “yeni medya” terimi fotoğraf da dahil gazetecilik pratiklerini hızla değiştiriyor.

İnternet mecrasının hayatımıza girmesinin ardından sosyal medyada anlık bilgi üretimi imkânı doğmuş, bununla beraber yurttaş gazeteciliği de ortaya çıkmıştı.

Bu süreçte gazetecilik mesleği bir değişim ve dönüşüm içerisine girdi. Gazeteciler bu sürecin avantajları kadar dezavantajlarını da yaşıyor.

Dijitalleşme bilgiye ulaşmayı, yeni bilgi üretmeyi ve bunu daha fazla kitleye ulaştırmayı çok kolaylaştırdı. Ancak bu pratiklik medya sektöründeki bazı meslek gruplarını ya yok ediyor ya da kendi dönüşümüyle birlikte o meslek grubunun işleyişini değiştiriyor. Bu meslek gruplarından biri de fotoğraf gazetecileri

Stok fotoğraf sitelerinde milyonlarca görsel var

Hemen hemen herkesin elinde çok iyi çözünürlükte görüntü alabilen telefonlar bulunuyor. Olay anında orada bulunan yurttaşlar ellerindeki telefonla fotoğraf ve video çekip hızla sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar.

İçerisinde milyonlarca görsel barındıran stok fotoğraf siteleri abonelik yöntemiyle fotoğraflarını erişime açıyor. Milyonlarca görsel bir tık ötede artık. Bu da geleneksel fotoğraf gazeteciliğini ya da bir diğer adıyla foto muhabirliği etkiliyor.

Tartışılan konu ise şu: Dijitalleşme, fotoğraf gazeteciliğinin bitiriyor mu, yoksa bu meslek başka bir yöne mi evriliyor? Bu soruyu mesleğin tam içinden isimlere sorduk.

‘Basın fotoğrafçılığında dünya medyasında daralma var’

Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel, geleneksel ya da konvansiyonel gazeteciliğin bittiği görüşünde. İnternetin gelişimiyle birlikte medyanın son yıllarda bir değişim yaşadığını belirten Özel, bayilerde satılan gazeteleri en fazla birkaç yıl daha görebileceğimizi söylüyor.

Özel’e göre medyadaki bu değişim bütün dünyada böyle. Ancak Türkiye’de daha hızlı… Bunun  sebebini Türkiye’deki geleneksel medyada daha baskıcı bir tutum olduğu yönünde açıklıyor Özel: “Siyah-beyaz gazeteyi gören yöneticilerin yukarıda bulunması ve gelenekselliğe çok daha bağlı olmalarının da getirdiği bir sonuçla yeni sürece adapte olunamadı. Fotoğraf gazeteciliğinde ise teknolojiyle birlikte fotoğrafa ilgi arttı. Bu işin yapılabilirliği de kolaylaştı. Basın fotoğrafçılığında dünya medyasında bir sıkıntı ve daralma yaşanıyor.”

Özel, medyada yaşanan bu sıkıntı ve daralma sürecinin sonunda mutlaka bir devrimin de yaşanacağını belirterek şöyle diyor: “Dibe vuracak ve sonra ayağa kalkacak. Artık farklı platformlar ortaya çıkıyor. Bugün Twitter, Facebook gibi sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar tartışılmaya başlandı. Hükûmetler gerçek dışı içeriklerle nasıl mücadele edebileceklerini tartışıyor. Reuters gibi ajanslar artık farklı bir şey yapmaya başladılar. Herhangi birinin sosyal medyada paylaştığı fotoğraftan sonra, o kişiyi buluyorlar ve o fotoğrafları lisanslıyorlar. Ama önce bu fotoğrafın gerçekliğini araştırıyorlar.”

Eskiden Hürriyet gazetesinin Ankara bürosunda 12 foto muhabirinin olduğunu, ama artık üç kişi kaldıklarını söylüyor Özel. Sabah gazetesinde 10 olan foto muhabir sayısı bire düşerken, Habertürk gazetesinde çalışan üç foto muhabir ise gazetenin kapanmasıyla farklı kurumlara gitmişti. Özel bunu şöyle açıklıyor: “Mesela ticaret odasına gittiler. Kaynağında fotoğraf veya gazetecilik kavramları kullanılarak kurumsal medya hizmetleri yürütülmeye başladı. İkinci nokta ise kolektif ajanslar. İyi bir iş yakaladığınız zaman, iyi bir performans gösterdiğiniz zaman size pazar olacak bir imkân sağlıyor. Bu da dönüşen medyadaki çıkış noktalarından biri.”

Shutterstock, Getty, iStockphoto, 123RF ve Depo Photos

Dijitalleşmeyle birlikte milyonlarca fotoğrafı içerisinde barındıran stok siteleri var artık. En popüler olanlarından biri 2003 yılında kurulan New York merkezli Shutterstock. 200 milyonun üzerinde fotoğrafa sahip. Getty Images da ABD merkezli ve 200 milyon içerik barındırıyor. Getty Images’ın bir alt kuruluşu olan iStockphoto ise Kanada merkezli ve arşivinde 30 milyon fotoğraf var. 2005 yılında kurulan Malezya merkezli 123RF sitesinde de 110 milyon fotoğraf bulunabiliyor. Bu stok sitelerde fotoğrafın yanı sıra vektör çizimler, illüstrasyonlar, ikonlar ve artık videolar da bulunuyor.

Bu trendi Türkiye’de yakalayan ise Depo Photos adlı site. Genel Yayın Yönetmeni Abdurrahman Antakyalı’ya göre bu sitede 1 milyon 700 bin kare fotoğraf var. Türkiye’nin her yerinden toplam 370 kişi bu siteye fotoğraf sağlıyor. Osmanlı’dan günümüze fotoğraf arşivine sahip olan Depo Photos geçtiğimiz günlerde Deniz Gezmiş’in şimdiye kadar hiç ortaya çıkmamış bir fotoğrafını yayınlayarak da gündeme geldi.

‘Medya değerli fotoğraf peşinde değil, günü kurtarmaya bakıyor’

Abdurahman Antakyalı, dijital fotoğrafla birlikte fotoğrafın evrimleştiği görüşünde. Teknolojinin gelişmesinin zaman ve kalite anlamında çok büyük faydaları olduğunu söyleyen Antakyalı şunları söylüyor: “Maliyetlerin düşmesiyle birlikte ürettiğimiz fotoğrafların da değeri düştü fiyat anlamında. Çok fazla fotoğraf üretilmeye başladı. Editörlerin ellerine çok farklı kaynaklardan fotoğraf geçmeye başladı. Temel sorun şu: Medya kuruluşları çok değerli fotoğrafların peşinde değil, günü kurtaran fotoğraflarla yetinmeyi kendilerine yol olarak seçtiler. Burada yurttaş gazeteciliği dediğimiz olay devreye girdi. Çok sıcak olaylarda bu fotoğraflar bazen çözüm olabiliyor. Ama bu fotoğraflar doğru bir gözle çekilmiş; içerik, teknik ve estetik bakımından doyurucu fotoğraflar değiller.”

Twitter’ı, Facebook’u olan herkesin artık birer medya patronu olduğunu belirten Antakyalı, “Eskiden büyük çapta 20 gazete vardı. Reklam pastasından bu gazeteler iyi bir gelir elde ediyordu. Artık sayısız haber sitesi var. Reklam gelirleri azalınca bizde ilk akla gelen şey personel çıkarmak. Çoğu yerde de gözden ilk çıkarılacak çalışanlar foto muhabirleri oluyor. Nasıl olsa fotoğrafları ajanstan alıyoruz diye yavaş yavaş onları çıkarıyorlar. Ciddi bir personel daralması oldu” ifadelerini kullanıyor.

‘Fotoğraf ihtiyacı arttı, ama foto muhabirler işten çıkarılıyor’

Geleneksel medyayla kıyaslandığında internet haber sitelerinde daha çok görsel kullanılıyor. Antakyalı da bu durumu anlayamadığını söylüyor: “Çok fotoğraf kullanılmak istenilen bir çağda foto muhabirler işten çıkarılıyor. Müthiş bir fotoğraf ihtiyacı var ama foto muhabir yok. Ajanslardan alırız mantığı var. Bu nedenle içerikler aynı olmaya başladı. Şu an şok durumunda medya. Ne olduğunu kimsenin anlayabildiğini düşünmüyorum.”

Dijital teknolojinin avantajlarını kullanarak Depo Photos’u kurduklarını söyleyen Antakyalı “Hem günlük olayları takip ediyoruz, hem de geçmişi özenle toparlıyoruz. Bu görselleri de medya kuruluşlarının aboneliğine açıyoruz. Her satıştan da foto muhabiri arkadaşlarımız payını alıyorlar. Diğer ajanslardan temel farkı şu, siyasi yelpazenin her kesiminden fotoğrafçıyı bir yerde buluşturuyoruz. En kapsamlı görsellere sahip yer olduğumuzu da iddia ediyoruz” diyor.

‘Gazetenin birinci sayfasında sadece bir fotoğraflık yer var’

Antakyalı, foto muhabirlerinin artık evrilmesi gerektiği görüşünde: “Eski arkadaşların gözleri hâlâ gazetelerin birinci sayfalarında. Orada sadece bir fotoğraflık yer var. Eskiden ciddiye alınmayacak fotoğraflar internet medyası için çok büyük bir ihtiyaç. Sadece sıcak olaylar değil, hayatın her alanından kreatif, editöryal, stok dediğimiz fotoğraflara ihtiyaç var artık. Foto muhabirlerinin bakış açılarını biraz daha geniş tutmaları gerektiğini düşünüyorum. Ben bu çağa görsel gürültü çağı diyorum. Bu gürültünün arasında biz sesimizi nasıl duyuracağız. Nitelikli iş yaparak. Daha derinlemesine öyküler ortaya çıkararak…”

Fotoğraf stok sitelerinin geleceğini ilk görenlerden biri ise hem gazeteci, hem de fotoğraf gazetecisi olan Sadık Güleç. Shutterstock ve iPhotos sitelerine Türkiye’den ilk fotoğraf katkısı sunan isimlerden biri olan Güleç şunları söylüyor:

‘İşsiz kalınca bu işten para kazandım’

“O zamanlar Sabah gazetesinde çalışıyordum, iStock’u keşfedince arşivlerimi yükledim. Irak’a gitmişim, Amerikan askerlerini çekmişim mesela. Etrafımdaki foto muhabirleri benimle dalga geçiyordu. Bir, iki yıl sabırla bu işi yaptıktan sonra işsiz kaldığımda bu işten para kazandım. Fotoğraflarım tüm dünyada satılıyor. Bolivya’da bir gazetede bile fotoğrafım yayınlanıyor. Bolivya’ya ulaşma şansım daha önce yoktu. Independent’da da bir fotoğrafım kullanılmış, Güney Afrika’daki bir gazetede de fotoğrafım kullanılmış. Bir yanıyla da bu alan genişliyor. Kulvar başka bir yere kaydı.”

Güleç, sıcak habercilik anlamında foto muhabirliğinin artık pek bir esprisi kalmadığını söylüyor: “E5’te bir kaza olsa, metrobüste kaza olsa, oradan geçen herkes hemen fotoğraf çekmeye başlar. Hepsi aynı anda kendi bloglarında, sosyal medyasında paylaşmaya başlar. Bu da büyük bir gazete tarafından görülür ve bunlara telif de ödenmiyor. Bu yanıyla, evet, fotoğraf gazeteciliği bitti.”

Can Erok genç foto muhabirlerinden. Demirören Haber Ajansı’nda (DHA) çalışıyor. “Fotoğrafın dijitalleşmesi ve herkesin cep telefonuyla fotoğraf çekebiliyor olması bence fotomuhabirliğini bitirmiyor, tam tersine kıymetini artırıyor” diyen Erok şöyle ekliyor:

“Bir olaya gidiyoruz, herkes orada fotoğraf çekiyor. Ama senin çektiğin fotoğrafla, onun çektiği fotoğraf arasında haberi anlatmak konusunda dağlar kadar fark oluyor. Senin çektiğin bir fotoğraf dünyada yankı uyandırırken, diğerinin çektiği bir fotoğraf Instagram’da, Twitter’da anlık olarak paylaşılmış bir fotoğraf oluyor. Dijitalleşmenin bizim mesleği bitirdiğini söyleyemem, belki değiştiriyordur. Ama nasıl değiştirdiğini şu an anlayamıyoruz. Belki 10 sene sonra göreceğiz.”

‘Duygusal hikâyeleri fotoğrafla anlatmanın değeri artıyor’

Erok artık fotoğraflarla hikâye yapmanın kıymetli olacağı görüşünde: “Bu, Suriye’den Türkiye’ye gelen, oradan Avrupa’ya giden insanların hikâyesi de olabilir. Kansere yakalanan birinin ailesiyle yaşadığı zor sürecin hikâyesi de olabilir. Bu hikâyeyi insanlara etkili bir şekilde 10, 15 kare ile anlatabilmek veya bir konuyu yıllarca çalışmak çok daha kıymetli olacak. Yıllardır aynı şekilde yapıyoruz bu mesleği. Ama her şeyin çok hızlı değiştiği bir çağda yaşıyoruz ve insanlara aslında biz eski bir şeyi sunuyoruz. O yüzden kendimizi yenilememiz lazım. Kafa yormamız gereken şey, yaptığımız işi bu yeni çağa nasıl uyduracağız. Bunun için de daha duygusal hikâyelere yönelmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

Tamer Arda Erşin de hem haberci hem de bir fotoğraf gazetecisi. Teknolojinin fotomuhabirliğini kolaylaştırdığını söyleyen Erşin, “İnsanlar telefonla çektikleri fotoğrafların, fotoğraf makinasıyla çekilenle aynı kalitede olduğunu sanıyor. Ancak günü kurtarmalık işler yapılıyor” diyor.

‘Kaliteli içerik üretmek isteyen foto muhabiri çalıştırmak zorunda’

Şu örneği veriyor Erşin: “Bir parti başkanını, yüksek gerilimli bir olayı telefonla takip edemezsiniz. Günü kurtardığınızı zannedersiniz ancak bir yıl sonra o fotoğrafa ihtiyacınız olur. Ara Güler’in çektiği fotoğraflar hâlâ gündem olabiliyor. Neden? Çünkü sağlam bir arşivi vardı. Bu mesleğin sonu hiçbir zaman gelmez.”

Medya patronlarının gazetecilere gereken değeri vermediğini de belirten Erşin, şöyle devam ediyor: “Doğal olarak mesleğimiz de bundan etkileniyor. İnsanlar bir süre sonra anlayacaklar ki fotoğrafsız haber, kanadı kırık kuşa benzer. Kendisini okutmaz. Haberi okutan fotoğraftır. Eğer kaliteli içerik üretmek istiyorlarsa foto muhabiri çalıştırmak zorundalar.”


TARİHİ FOTOĞRAFLA YAZANLAR: FOTO MUHABİRLER

Dicle Baştürk

Dicle Baştürk

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Mesleğe 2008 yılında Taraf gazetesinde muhabir olarak başladı. Aynı gazetede editör olarak devam etti. İMC TV’de program editörlüğü yaptı. Türkiye’de İktidar dergisinde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptıktan sonra mesleğe freelance gazeteci olarak devam ediyor.