Maltalı gazeteci Daphne Caruana Galizia için 9 yıldır adalet aranıyor

Yapay Zeka Görseli
Yapay Zeka Görseli
PAYLAŞ:

Maltalı gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın bombalı suikastla öldürülmesinin üzerinden dokuz yıl geçti. Tetikçiler mahkûm edildi ancak cinayetin azmettiricisi hâlâ belirlenemedi. Beraat kararının ardından yeniden başlayan protestolar, 16 Ekim’deki anma eylemleriyle sürecek. EFJ ise uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.

Dokuz  yıl önce… 16 Ekim günü saat 14.35.
Maltalı araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia, blogunda ülkesindeki siyasi yolsuzluklara ilişkin son yazısını yayımladı.
Dönemin Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Keith Schembri’yi hedef aldığı yazısını, “Artık nereye baksanız sahtekârlar var. Durum vahim” sözleriyle bitirdi.

Yaklaşık yarım saat sonra evinden otomobiliyle ayrıldı. Ancak bir kaç dakika sonra aracında patlama meydana geldi. Siyaset, sermaye ve yolsuzluk ilişkilerini araştıran gazeteci Daphne Caruana Galizia, 16 Ekim 2017’de Malta’nın kuzeyindeki Bidnija’da aracına yerleştirilen bomba patlatıldığında 53 yaşındaydı.

Aradan dokuz yıl geçti. Cinayeti gerçekleştirenler mahkûm edildi, soruşturma bir başbakanın istifasına kadar uzandı. Ancak Caruana Galizia’nın araştırdığı siyaset ve sermaye ilişkilerinin suikasttaki rolü hâlâ tartışılıyor.

SUİKASTİ PLANLAMAKLA SUÇLANAN ‘İN İNSANI’ BERAAT ETTİRİLDİ

Cinayeti gerçekleştiren beş kişi mahkûm edildi ancak suikastın azmettiricisi hukuken ortaya çıkarılmadı. “Gazetecinin araştırdığı enerji yatırımları ve offshore şirketlerle bağlantılı ‘iş insanı’ Yorgen Fenech, cinayeti azmettirmekle suçlandı ancak Eylül 2026’da beraat ettirildi. Tepkilere neden olan mahkeme kararı sonrası Malta’da yeniden protestolar başlarken, dokuz yıllık soruşturmanın ortaya çıkardığı siyaset, sermaye ve cezasızlık ilişkileri hâlâ tartışılıyor. Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ise gazeteci örgütlerini uluslararası dayanışmaya çağırdı.

GALİZİA’NIN ÖLDÜRÜLMESİ EMRİNİ KİM VERDİ?

Gazetecinin son yazısında ülkesindeki yolsuzluklara işaret ederek, “Baktığınız her yerde sahtekârlar var. Durum vahim” tespiti, cinayetin ardından Malta’da yükselen adalet talebinin simgelerinden birine dönüştü.

Aradan dokuz yıl geçti. Bombayı yerleştiren, patlatan ve temin eden kişiler mahkûm edildi. Cinayetin organizasyonunda aracılık yaptığını kabul eden bir kişi devletle işbirliğine gitti. Bir iş insanı, suikastın gerçekleştirilmesi için para sağlamakla suçlandı. Soruşturma, ülkenin başbakanını istifaya götüren siyasi krizi tetikledi.

Ancak bütün bu gelişmelere rağmen temel soru yanıtsız kaldı. Daphne Caruana Galizia’nın öldürülmesi emrini kim verdi?

Cinayetin dokuzuncu yıl dönümüne günler kala Malta’da yeniden protestolar düzenleniyor. Gazetecinin ailesi, meslek örgütleri ve insan hakları savunucuları, suikastın yalnızca tetikçilerle sınırlı ele alınamayacağını, gazeteciyi hedef hâline getiren siyasi ve ekonomik ilişkilerin de aydınlatılması gerektiğini savunuyor.

PANAMA BELGELERİNDEN MALTA’NIN EN GÜÇLÜ İSİMLERİNE

Daphne Caruana Galizia, Malta’da uzun yıllar siyaset, yolsuzluk, kamu kaynaklarının kullanımı ve iş dünyasının hükümetle ilişkileri üzerine çalışan bir araştırmacı gazeteciydi.

1980’lerin sonunda başladığı gazetecilik hayatında gazete yazarlığının yanı sıra bağımsız yayıncılık yaptı. 2008’de kurduğu Running Commentary adlı blog, ülkedeki siyasi tartışmaların en etkili mecralarından biri hâline geldi.

Caruana Galizia’nın araştırmalarının merkezinde, siyasi iktidarla büyük sermaye arasındaki ilişkiler bulunuyordu. Kamu ihaleleri, enerji yatırımları, offshore şirketler, kara para aklama iddiaları ve siyasetçilerin açıklanmayan mali ilişkileri hakkında haberler yayımlıyordu.

2016’da Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından yayımlanan Panama Belgeleri, gazetecinin çalışmalarında önemli bir dönüm noktası oldu.

Belgeler, dönemin Enerji Bakanı Konrad Mizzi ile Başbakan Joseph Muscat’ın Özel Kalem Müdürü Keith Schembri’nin Panama’da kurulan offshore şirketlerle ilişkilerini ortaya çıkardı. Caruana Galizia, bu şirketlerin hangi ticari faaliyetlerle bağlantılı olduğunu ve kimlerden para almayı planladığını araştırmaya başladı.

Araştırmaları onu Dubai merkezli 17 Black adlı şirkete ve Malta’nın büyük enerji yatırımlarından biri olan ElectroGas projesine götürdü.

17 Black’in sahibi, Malta’nın en varlıklı ailelerinden birinin üyesi olan iş insanı Yorgen Fenech’ti.

Sızdırılan belgelerde 17 Black’in, Mizzi ve Schembri’nin offshore şirketlerine günlük 5 bin avroluk ödemeler yapmasının öngörülen kaynaklardan biri olarak gösterildiği ortaya çıktı. Belgeler bu ödemelerin planlandığını gösteriyordu ancak tamamının gerçekleştiğini kanıtlamıyordu.

Caruana Galizia, Malta’nın siyasi ve ekonomik gücünü elinde bulunduran isimler arasındaki bu ilişkileri araştırırken öldürüldü.

GAZETECİ ÖLDÜRÜLMEDEN ÖNCE DE BASKI ALTINDAYDI

Caruana Galizia’nın karşı karşıya kaldığı tehditler cinayetten önce başlamıştı.

Yayımladığı haberler nedeniyle siyasetçiler ve iş insanları tarafından çok sayıda hakaret ve iftira davası açılmış, mal varlığına yönelik hukuki tedbirler uygulanmıştı. Gazeteci ve ailesi tehditler, çevrim içi karalama kampanyaları ve yıldırma girişimleriyle karşı karşıya kalmıştı.

Öldürüldüğünde hakkında 43 hakaret ve iftira davası bulunuyordu.

Uluslararası gazeteci örgütleri, bu davaların bir bölümünü kamu yararına yapılan gazeteciliği baskı altına almak amacıyla kullanılan hukuki araçlar olarak değerlendirdi.

Caruana Galizia’nın ölümünün ardından Avrupa’da gündeme gelen önemli tartışmalardan biri de bu tür davalar oldu. Gazetecilerin ve kamu yararına çalışan kişilerin susturulması amacıyla açılan stratejik davalara karşı yasal koruma sağlanması talebi güçlendi.

Gazetecinin uğradığı baskıların cinayetle doğrudan bağlantısı ise soruşturmanın önemli başlıklarından biri olarak kaldı.

BOMBAYI KİM YERLEŞTİRDİ, KİM PATLATTI?

Cinayetin ardından Malta polisi ve uluslararası soruşturma ekipleri, patlayıcının yerleştirilmesi ve uzaktan infilak ettirilmesi sürecini araştırdı.

Aralık 2017’de Alfred Degiorgio, George Degiorgio ve Vincent Muscat gözaltına alındı.

Soruşturma, gazetecinin hareketlerinin önceden izlendiğini, otomobiline bomba yerleştirildiğini ve patlayıcının uzaktan harekete geçirildiğini ortaya koydu.

Vincent Muscat, Şubat 2021’de cinayetteki rolünü kabul ederek 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Alfred ve George Degiorgio kardeşler ise Ekim 2022’de cinayeti işlediklerini kabul etti. Her biri 40 yıl hapis cezası aldı. Haziran 2025’te Robert Agius ve Jamie Vella da suikastta kullanılan bombayı temin ettikleri gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Böylece cinayetin gerçekleştirilmesinde ve patlayıcının sağlanmasında rol oynayan beş kişi mahkûm edilmiş oldu.

Ancak tetikçilerin mahkûm edilmesi, cinayetin arkasındaki organizasyonun bütünüyle aydınlatıldığı anlamına gelmiyordu. Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında, suikastın kim tarafından finanse edildiği ve emrinin kimden geldiği sorularına odaklanıldı.

CİNAYETİ ORGANİZE EDEN ARACI KONUŞTU: 150 BİN AVROLUK SUİKAST İDDİASI

Soruşturmanın seyrini değiştiren gelişme Kasım 2019’da yaşandı.

Melvin Theuma adlı eski bir taksi şoförü, cinayetin organizasyonunda aracılık yaptığını kabul ederek yetkililerle işbirliğine gitti. İfadeleri karşılığında cumhurbaşkanlığı affından yararlanan Theuma, gazetecinin öldürülmesi için iş insanı Yorgen Fenech’in kendisine 150 bin avro sağladığını söyledi.

Theuma, Fenech’le yaptığı gizli ses kayıtlarını da soruşturma makamlarına teslim etti.

Bu ifadeler, cinayetin tetikçiler tarafından kendi başlarına gerçekleştirilmediği, para karşılığında organize edildiği yönündeki soruşturmayı derinleştirdi.

Fenech, 20 Kasım 2019’da yatıyla Malta’dan ayrılmaya çalışırken gözaltına alındı. Hakkında cinayete iştirak ve suç örgütü bağlantılı suçlamalar yöneltildi.

Fenech suçlamaları reddetti. Theuma’nın ifadelerinin güvenilirliğini sorgulayan savunma, onun devletle işbirliği karşılığında af almış olmasına dikkat çekti.

Yargılama boyunca tartışılan temel meselelerden biri, Theuma’nın anlattıklarının ve ses kayıtlarının Fenech’in cinayeti azmettirdiğini mahkûmiyete yetecek kesinlikte kanıtlayıp kanıtlamadığı oldu.

İŞ İNSANI YORGEN FENECH KİMDİ, GAZETECİ NEDEN ONU ARAŞTIRIYORDU?

Yorgen Fenech, Malta’nın en güçlü iş ailelerinden birinin üyesiydi. Tumas Group’un mirasçılarından olan Fenech’in otelcilik, kumarhane, gayrimenkul ve enerji sektörlerinde ticari faaliyetleri bulunuyordu.

Fenech’in bağlantılı olduğu ElectroGas konsorsiyumu, Malta’nın önemli enerji yatırımlarından birini yürütüyordu. Proje, dönemin hükümeti tarafından desteklenmiş ve enerji politikalarının önemli başlıklarından biri hâline gelmişti.

Gazetecinin araştırdığı 17 Black şirketi de Fenech’e aitti.

Bu şirketin dönemin Enerji Bakanı Konrad Mizzi ve Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Keith Schembri’nin offshore şirketleriyle olası mali ilişkileri, Malta’da yolsuzluk tartışmalarını büyüttü.

Savcılığın iddiasına göre Fenech, gazetecinin bu ilişkileri açığa çıkarmasını önlemek amacıyla öldürülmesini istemişti.

Ancak bu iddia, Fenech hakkındaki cinayet davasında mahkûmiyetle sonuçlanmadı. Gazetecinin ailesi ise onun öldürülmemiş olması hâlinde 17 Black üzerinden kurulan siyasi ve ticari ilişkileri daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkarabileceğine inandığını açıkladı.

BAŞBAKANLIĞA UZANAN İLİŞKİLER

Cinayet soruşturmasının Malta’da siyasi krize dönüşmesinde en önemli isimlerden biri Keith Schembri oldu. Schembri, dönemin Başbakanı Joseph Muscat’ın en yakın çalışma arkadaşlarından ve hükümetin en etkili yöneticilerinden biriydi. Aynı zamanda Fenech’le kişisel ve ticari çevreler üzerinden ilişkileri bulunuyordu. Fenech, savunmasında cinayetin asıl azmettiricisinin Schembri olduğunu öne sürdü.

Schembri bu iddiayı reddetti. Polis de Fenech’in 2026’daki yargılamasında Schembri’nin cinayet soruşturmasında şüpheli olmadığını açıkladı.

Dolayısıyla Schembri’nin cinayeti azmettirdiğine ilişkin iddia kanıtlanmış değil.

Buna karşılık, cinayet soruşturması sırasında hükümetin üst düzey isimleriyle Fenech arasındaki ilişkilerin gündeme gelmesi büyük bir siyasi krize yol açtı.

Kasım 2019’da Keith Schembri görevinden ayrıldı. Enerji Bakanı Konrad Mizzi de bakanlıktan istifa etti.

Başbakan Joseph Muscat ise yoğun protestoların ardından Aralık 2019’da istifa edeceğini açıkladı ve Ocak 2020’de görevini bıraktı.

Muscat, cinayetle bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Bir gazetecinin öldürülmesiyle başlayan soruşturma, böylece Malta hükümetinin en üst kademelerine kadar uzanan siyasi hesap verebilirlik tartışmasına dönüştü.

MAFYA – SİYASET İLİŞKİLERİ

Caruana Galizia cinayetiyle ilgili kamuoyundaki en önemli tartışmalardan biri, organize suçla siyaset ve büyük sermaye arasındaki olası ilişkiler oldu.

Cinayetin para karşılığında gerçekleştirilmesi, tetikçilerin organize biçimde hareket etmesi, soruşturmanın büyük bir iş insanına uzanması ve gazetecinin hükümetle bağlantılı mali ilişkileri araştırması, Malta’da mafya ve cezasızlık tartışmalarını güçlendirdi.

Ancak cinayetin belirli bir mafya örgütünün emriyle ya da devlet görevlilerinin doğrudan talimatıyla işlendiği hukuken kanıtlanmadı.

Bu tartışmanın en önemli dayanağı, cinayetten sonra oluşturulan bağımsız kamu soruşturmasının bulguları oldu.

Temmuz 2021’de yayımlanan rapor, Malta devletinin gazetecinin ölümüne giden koşullar nedeniyle sorumluluk taşıdığı sonucuna vardı.

Soruşturma, devletin doğrudan suikastı düzenlediğine ilişkin kanıt bulamadı. Ancak Başbakanlık merkezinde oluşan cezasızlık ortamının düzenleyici kurumlara ve polise yayıldığını, hukukun üstünlüğünü zayıflattığını ve gazetecinin karşı karşıya olduğu tehlikenin yeterince değerlendirilmediğini tespit etti.

Rapora göre devlet, gazetecinin hayatına yönelik gerçek ve yakın riski fark etmek ve onu korumak için makul önlemleri almak konusunda başarısız olmuştu.

Bu tespit, cinayetin yalnızca bireysel suçluların eylemi olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koydu. Gazetecinin araştırdığı yolsuzluk iddiaları, karşılaştığı tehditler ve devlet kurumlarının tutumu da cinayete giden sürecin parçası olarak incelendi.

DOKUZ YIL SONRA GELEN BERAAT

Cinayeti azmettirmekle suçlanan Yorgen Fenech’in jüri önündeki yargılaması Temmuz 2026’da başladı.

Yaklaşık iki ay süren duruşmalarda cinayetin organizasyonuna ilişkin ifadeler, gizli ses kayıtları, para ilişkileri ve sanıklar arasındaki bağlantılar ele alındı.

Fenech, suçlamaları reddederek Melvin Theuma’nın güvenilir olmadığını savundu. Savunma, cinayetin arkasında başka kişilerin bulunduğu iddiasını da gündeme getirdi.

2 Eylül 2026’da dokuz kişilik jüri, sekize karşı bir oyla Fenech’i suçsuz buldu.

Böylece cinayeti azmettirmekle suçlanan iş insanı beraat etti. Ancak karar, suikastın gerçek azmettiricisinin kim olduğu sorusuna yanıt getirmedi.

Karar, Malta’da birbirinden farklı tepkilerle karşılandı. Fenech’in ailesi ve avukatları beraati memnuniyetle karşılarken gazetecinin ailesi ve sivil toplum kuruluşları büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını açıkladı.

Daphne Caruana Galizia Vakfı, beraatin ardından yaptığı açıklamada gazetecinin öldürülmesini mümkün kılan ilişkilerin ve kurumsal başarısızlıkların hesabının verilmediğini savundu.

Malta Başsavcılığı ise 22 Eylül’de beraat kararına karşı temyiz başvurusunda bulundu. Başvuruda yargılama sırasında hukukun uygulanmasına ilişkin itirazlar yer aldı. Temyiz süreci, gerekli görülmesi hâlinde yeniden yargılamanın önünü açabilecek.

BERAAT KARARININ ARDINDAN MALTA SOKAKLARINDA PROTESTOLAR

Fenech’in beraatı, Malta’da dokuz yıldır devam eden adalet mücadelesini yeniden sokaklara taşıdı.

16 Eylül’de başkent Valletta’da toplanan binlerce kişi, gazetecinin fotoğrafları ve adalet çağrılarıyla yürüdü. Gösterilerde cinayetin bütün sorumlularının ortaya çıkarılması ve devlet kurumlarının hesap vermesi istendi.

Sivil toplum kuruluşları, Malta’da organize suçla mücadele ve yolsuzluk soruşturmalarının güçlendirilmesini talep etti. Repubblika ve Occupy Justice, beraat kararının ardından yalnızca ceza davasının değil, gazetecinin öldürülmesine zemin hazırlayan siyasi ve kurumsal ilişkilerin de sorgulanması gerektiğini savundu.

Repubblika, 11 Eylül’de yayımladığı açıklamada jüri kararına saygı duyduğunu ancak beraatin mahkemede ortaya konulan delilleri ve kamuoyunun soru sorma hakkını ortadan kaldırmadığını belirtti. Kuruluş, adalet talep edenlere yönelik hukuki tehditlerin kendilerini susturamayacağını vurguladı.

AVRUPA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜCADELESİNİN SİMGESİ OLDU

Caruana Galizia’nın katledilmesi, Malta sınırlarını aşarak Avrupa’da gazetecilerin güvenliği, siyasi baskılar ve yargı bağımsızlığı tartışmalarının merkezine yerleşti.

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi ve uluslararası gazeteci örgütleri, cinayetin bütün sorumlularının yargılanması ve gazetecilerin korunmasına yönelik yasal güvencelerin güçlendirilmesi çağrıları yaptı.

Cinayetin Avrupa’ya bıraktığı en önemli miraslardan biri, gazetecileri ve kamu yararına çalışan kişileri susturmak amacıyla açılan davalara karşı geliştirilen düzenlemeler oldu.

Avrupa Birliği, 2024 yılında kamu katılımını hedef alan kötü niyetli davalara karşı koruma sağlayan ve kamuoyunda Daphne Yasası olarak anılan düzenlemeyi kabul etti. Anti-SLAPP olarak bilinen düzenleme, özellikle gazetecilerin ve sivil toplum temsilcilerinin yıpratıcı hukuk süreçleriyle susturulmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Avrupa Parlamentosu ayrıca 2020’de Daphne Caruana Galizia Gazetecilik Ödülü’nü oluşturdu. Her yıl verilen 20 bin avroluk ödül, kamu yararını gözeten ve Avrupa Birliği’nin temel değerlerini savunan araştırmacı gazetecilik çalışmalarını destekliyor.

Böylece Malta’da bir gazetecinin öldürülmesiyle başlayan adalet arayışı, Avrupa genelinde basın özgürlüğüne ilişkin yasal düzenlemelerin de gerekçelerinden biri hâline geldi.

ULUSLARARASI GAZETECİ ÖRGÜTLERİNDEN BERAAT KARARINA TEPKİ

Fenech’in beraat etmesinin ardından uluslararası gazeteci örgütleri de açıklamalar yaptı.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), 3 Eylül’de yayımladıkları ortak açıklamada, cinayeti organize eden kişilerin mahkûm edilmemesini eleştirdi.

Federasyonlar, kararın adalet arayışında ciddi bir gerileme yarattığını belirterek temyiz sürecinde yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Medya Özgürlüğü Hızlı Müdahale Mekanizması (MFRR) ortakları da beraatın, gazetecinin öldürülmesiyle ilgili hesap verebilirlik sürecini eksik bıraktığını savundu.

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) ise açıklamasında, cinayeti kimin sipariş ettiği sorusunun hâlâ yanıtsız kaldığını ve kararın gazetecilere yönelik suçlarda cezasızlık tartışmalarını yeniden gündeme getirdiğini belirtti.

DOKUZUNCU YIL DÖNÜMÜNDE ANMA AFİŞLERİNE İZİN VERİLMEDİ

Malta’da 16 Ekim’deki dokuzuncu yıl dönümü öncesinde bu kez anma afişleri tartışma yarattı.

Gazetecinin anısını yaşatmak ve adalet talebini görünür kılmak isteyen Repubblika ve Occupy Justice, başkent Valletta’nın merkezi noktalarına büyük afişler yerleştirmek için başvuruda bulundu.

Ancak Valletta Yerel Konseyi, 1–6 Ekim tarihlerinde kentte düzenlenen başka etkinlikler nedeniyle alanların tahsis edildiğini belirterek başvuruyu reddetti.

Kuruluşlar, önceki yıllarda da benzer afişler kullandıklarını, alternatif yerler önerdiklerini ancak taleplerine olumlu yanıt alamadıklarını açıkladı.

3 Ekim’de parlamento yakınında bir araya gelen aktivistler, izin verilmeyen afişlerden birini ellerinde taşıyarak kararı protesto etti.

Repubblika Başkanı Vicki Ann Cremona, kamusal alanda ifade özgürlüğünün küçük müdahalelerle aşındırılabileceği uyarısında bulundu.

MALTA’DA 16 EKİM’DE YENİDEN ADALET ÇAĞRISI YAPILACAK

Repubblika ve Occupy Justice, cinayetin dokuzuncu yıl dönümü için ekim ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenliyor.

4 Ekim’de Valletta’da adalet temalı bir protesto konseri gerçekleştirildi. Program kapsamında 15 Ekim’de İtalya’nın mafyayla mücadele alanında çalışan Libera ağının eş başkanı Francesca Rispoli’nin katılımıyla hakikat ve adalet üzerine bir konferans yapılması planlanıyor.

16 Ekim’de ise gazetecinin öldürüldüğü Bidnija’da anma düzenlenecek. Akşam saatlerinde Valletta’da parlamento binası karşısında bir araya gelinecek.

Kuruluşlar, dokuzuncu yıl dönümünün temasını “Adalet Eylem Gerektirir” olarak belirledi.

Yaptıkları açıklamada gazetecilerin korkmadan çalışabildiği, ihbarcıların korunduğu, kamu kurumlarının görevlerini yerine getirdiği ve yolsuzlukla cezasızlığın olağan kabul edilmediği bir düzen için mücadele çağrısında bulundular.

EFJ’DEN ÜYE GAZETECİ ÖRGÜTLERİNE ULUSLARARASI DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Malta’daki anma afişlerine izin verilmemesinin ardından Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), üye gazeteci örgütlerine dayanışma çağrısında bulundu.

EFJ’nin üyelere gönderdiği mesajda, Daphne Caruana Galizia cinayetinin dokuzuncu yıl dönümünün, Yorgen Fenech hakkındaki beraat kararı nedeniyle özel önem taşıdığı belirtildi.

Federasyon, Malta’da Repubblika ve Occupy Justice tarafından hazırlanan afişlerin sergilenmesine izin verilmemesinin adalet talebinin görünürlüğünü sınırladığını vurguladı.

EFJ, bu nedenle Avrupa genelindeki üye örgütlerden hazırlanan afişi bastırarak kendi ülkelerindeki Malta büyükelçiliklerinin dışına asmalarını istedi.

Çağrıda, Malta’daki protestoların mesajının yalnızca ülke sınırları içinde kalmaması, Avrupa’nın farklı ülkelerine taşınması gerektiği belirtildi.

Federasyon, afiş eylemine katılamayan gazeteci örgütlerinden ise Caruana Galizia’nın anısına sosyal medya paylaşımları yapmalarını, EFJ’nin paylaşımlarını yeniden yayımlamalarını ve Repubblika, Occupy Justice ile Daphne Caruana Galizia Vakfı’nı etiketlemelerini istedi.

EFJ, Daphne Caruana Galizia için adalet talebinin yanı sıra Avrupa genelinde gazetecilerin güvenliğini sağlayacak önlemlerin güçlendirilmesi çağrısını yineledi.

MALTA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ NE DURUMDA?

Daphne Caruana Galizia’nın öldürüldüğü 2017 yılında Malta’da basın özgürlüğü, siyasi baskılar, gazetecilere açılan davalar ve medya üzerindeki iktidar etkisi nedeniyle tartışma konusuydu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Malta, Daphne Caruana Galizia’nın öldürüldüğü 2017 yılında 180 ülke arasında 47’nci sıradaydı. Dokuz yıl sonra, 2026’da ise 67’nci sıraya geriledi. Cinayetin ardından 2019’da 77’nci sıraya kadar düşen ülke, sonraki yıllarda kısmi bir toparlanma yaşasa da 2017’deki konumuna dönemedi. RSF’ye göre Malta’da gazeteciler hâlâ siyasi kutuplaşma, medya üzerindeki parti etkisi, ekonomik baskılar ve bilgiye erişim engelleriyle karşı karşıya. Üstelik Caruana Galizia cinayetinin ardından 2021’de tamamlanan kamu soruşturmasında önerilen gazetecileri koruma reformlarının önemli bir bölümü uygulanmadı. Dokuz yıllık süreç, cinayetin ardından uluslararası gündeme taşınan basın özgürlüğü sorunlarının Malta’da hâlâ çözülemediğini gösteriyor.

YAZAR HAKKINDA:

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gazetecilere yönelik bağımsız bir dijital platform olan Journo; medyanın gelir modellerine, yeni haber üretim teknolojilerine ve medya çalışanlarının yaşamına odaklanıyor, sürdürülebilir bir sektör için çözümler öneriyor.